Eskiden mevsimler saat gibi işlerdi. İlkbahar yağmuru ne zaman yağar, yaz ne zaman bastırır, hasat ne zaman yapılır; hepsinin bir düzeni vardı. Şimdi ise çiftçinin gözü artık sadece toprağa değil, gökyüzüne, uydu görüntülerine ve meteoroloji bültenlerine çevrilmiş durumda. Çünkü iklim değişti. Ve bu değişim en çok da toprağın başındaki üreticiyi vuruyor.
İklim değişikliği artık sadece kutuplardaki buzulların erimesi ya da deniz seviyesinin yükselmesi gibi uzak kavramlar değil. Tam burada, bizim tarlamızda, seramızda, bağımızda hissediliyor. Önceden kuraklık 10 yılda bir olurdu, şimdi her yıl bir şekilde etkisini gösteriyor. Dolu artık sadece bahar aylarında değil, yaz ortasında bile ekinleri vurabiliyor. Mevsimler kayıyor, ürünler şaşırıyor.
Bu yılın başında, İç Anadolu’da birçok çiftçi buğdayını ekti ama kışın kar yağmadı. Bahar da yeterli yağış getirmeyince verim düştü. Aynı dönemde Ege’de zeytinlikleri don vurdu. Karadeniz’de fındık erken çiçek açtı, sonra gelen soğukla mahsulün yarısı yandı. Bu sadece bu yılın tablosu. Gelecek yıllar için daha kaygı verici senaryolar kapıda.
İklim değişikliği sadece ürünün miktarını değil, kalitesini de etkiliyor. Sıcaklık arttıkça sebzelerin raf ömrü kısalıyor, meyvelerin aroması değişiyor. Ayrıca zararlılar ve hastalıklar artık hiç olmadıkları bölgelerde görülmeye başlandı. Bu da daha fazla ilaç, daha yüksek maliyet, daha düşük kâr demek.
Tüm bunlar için çözüm ; kuraklığa dayanıklı tohumlar, damla sulama sistemleri, erken uyarı sistemleri, iklim dostu tarım uygulamaları artık lüks değil, birer zorunluluk. Ayrıca tarım sigortası gibi mekanizmalarla çiftçinin zararı en aza indirilmeli. En önemlisi de, çiftçiye doğru bilgi zamanında ulaşmalı.
İklim değişikliğiyle mücadele sadece devletin, bilim insanlarının ya da uluslararası kuruluşların işi değil. Her üretici, her tüketici bu zincirin bir halkası. Tabağımıza gelen her lokmanın arkasında iklimle savaşan bir çiftçi var. Bu gerçeği unutmamalı, çiftçimizi bu yalnız savaşında yalnız bırakmamalıyız.
İklim değişikliği, sadece “hava biraz sıcak” meselesi değil. Bu değişim, tarladaki buğdaydan bahçedeki meyveye, seradaki domatese kadar her ürünü etkiliyor. Sıcaklık arttıkça zararlılar çoğalıyor, hastalıklar yayılıyor. Verim düşüyor, maliyet artıyor. Çiftçi ne kazanacağını bilemez hale geliyor.
Bu yıl birçok üreticimiz kuraklıktan, zamanında gelmeyen yağışlardan ve ani don olaylarından etkilendi. Bazı yerlerde zeytin olmadı, bazı köylerde buğday az kaldı. Tarım artık sadece toprakla değil, iklimle de mücadele etmek anlamına geliyor.
,
Unutmayalım, soframıza gelen her ürün bir emekle, alın teriyle yetişiyor. Ama bu emeği iklim değişikliği her geçen yıl daha fazla tehdit ediyor. Çiftçimizi yalnız bırakmayalım, toprağımıza sahip çıkalım.