Orhan Veli Kanık: Türk edebiyatının Garip akımının en büyük temsilcilerinden biri olan şair ve yazarımız, vezin ve kafiyenin gereksiz olduğunu savunmuş ve şiirin diline önem vermiştir. Özellikle halk diline yönelmiş, halkın konuştuğu kelimeleri şiirlerinde kullanmıştır. Orhan Veli’nin amacı, şiiri süsten kurtararak soyut şiir yerine özüne ulaşan, somut bir şiir ortaya koymaktır.
GÜZEL HAVALAR
Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada âşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.
Günlerden Mayıs ayına girdiğimiz şu günlerde havalar mevsim normallerinin 10 derece üstünde seyrediyor olsa da; havalar bir sıcak bir soğuk, nasıl giyineceğimizi vallahi şaşırdık. Ama doğa görevlerini yerine getirmeyi unutmuyor; her ne olursa olsun ekşi veya tatlı meyveler dallarda ahenkle sallanmaya başladı. Şükür ki renk renk açan çiçekleri gezen arılar görülmeye başlandı. Aç kalan yaban domuzlarının kent merkezlerine indiğine dair haberler televizyon kanallarında her gün olmasa da ara ara görülmeye başlandı.
Tüm bu olanlar, güzel havaların ve bozulan ekolojik denge sonucu hayvanların aç kalmasının sonuçlarıdır, hepimizin bildiği gibi. Yaşı kırk-elli olanlar bile, “Hiç Mayıs ayında böyle havalar görmedik” diye yakınırken; eskiden bellerine kadar yağan karlardan bahseder, hatta Kayseri’de kırmızı kirazın üstüne yağan beyaz kardan söz ederler. Hepimizin derdi bir: “Ne oldu bu havalara?” der olduk milletçe.
Küresel hastalıkların ve savaşların sonucunda dünya kıtlığa doğru giderken, yaşanan ekonomik krizler sonrasında yükselen petrol, doğalgaz, kiralar, evler, araba, giyecek ve gıda başta olmak üzere tüm fiyatlar koşar adımla tırmanıyor. Orhan Veli de Garip akımını temsil etse de, anlaşılan bundan yıllar önce de bu havalar yazı kışı şaşırmış ve şairimize ilham olmuştur.
36 yaşında, bir Nisan ayının güzel bir bahar havasında hayata veda eden değerli şairimiz, bu güzel havalarda dünyadaki yolculuğunu sonlandırmış; bindiği sessiz gemiyle sonsuz yolculuğuna çıkmıştır, arkasına bile bakmadan.
Bu koşturmaca, bu stresle bir de bu havalar böyle tatlı tatlı esmeye devam ederse; yakan güneş esmer olan beni biraz daha yakarsa, hormonlarım ne dediğini şaşırırsa ve bu güzel havalar böyle devam ederek kışı görmeden baharı ve yazı yaşarsak; beni de bu güzel havalar mahvedecek, demedi demeyin.
Alıp başımı koşarak körfeze gidesim var; orada sabahtan akşama kadar tembel tembel balık tutasım var. En sonunda balıklarla güzel bir çilingir sofrası kurasım var.
Saygılarımla…