Cennetimiz analarımızın ayakları altındadır, der dinimiz. Anne karnında bebeğin anneyi tekmelemesi ile iletişim kuran analarımız, bebeklerinin hareketli mi yoksa sakin bir çocuk mu olacağının tahmininde bulunurlar tüm sevgileriyle. Doğar doğmaz bebeğimizi kucağına alan ebe ve hemşirelerimiz, önce parmak izimiz kadar özel olan ayak izimizi alır; zamanla bazı testler için yine ayağımızdan kan alırlar. Bu bir kimliktir bir nevi, Rabbimizin bizlere bahşettiği.
Ailemizde yeni gelen bebeğin ilk adımlarını atması, her toplumda şenliklerle, dualarla ve hayırlarla karşılanır. Bunlara “adım lokması” örnek gösterilebilir. Zamanla askere gidip gidemeyeceğimizin bir bölümü yine düz taban olup olmamamızla alakalıdır. Düz tabansanız askerlikten muafsınızdır. Bir eve ya da güzel bir yere girerken sağ ayakla girilmesi, sol ayakla çıkılması; tuvalet gibi yerlere girerken de sol ayakla girip sağ ayakla çıkmamız tavsiye edilir.
Hayatımızda bu kadar önemli yere sahip olan ayaklarımız bizler için de özel olabilmeli; onlara vücudumuzun en önemli organları gibi iyi bakmalıyız. Sabahtan akşama kadar tüm vücudumuzun yükünü ömrümüz boyunca taşıyan ayaklarımızdır. Yaşımızın ilerlemesi sonucu dizlerde sıvı kaybı, kireçlenme ya da bacaklarımızın herhangi bir bölümünde kırılmalar oluşabilir. Ağrı ve acılar bizlere yaşımızın ilerlediğini söylese de bizler dizlerimizi, dirseklerimizi ya da eklemlerimizi sonuna kadar, canımız yana yana kullanırız.
Yaşın ilerlemesiyle birlikte cildimizin kuruması ve ayaklarda çatlaklar oluşabilir. Çatlak ayakların iyileşme sürecini hızlandırmanın birçok etkili yolu vardır. En etkili olanlar:
Vücudumuzda ve hayatımızda çok önemli bir yere sahip olan ayaklarımızın güzel görünmesi için yapılabilecekler:
Doğumdan ölüme kadar ayaklarımızın kıymetini bilmemiz ve gerekli bakımları ihmal etmememiz dileğiyle…