Kıskançlık: Eşine sevgilisine ya da partnerine dışarıdan bir zarar geleceğini zannederek eşe karşı duyulan olumsuz hislerin, gösterilen tutum ve davranışların tümüne kıskançlık denir. Özellikle kadınların korkulu rüyası olan kıskançlık hayatımızı zaman zaman kâbusa çevirir. Dozunda bir kıskançlık çoğumuzu mutlu eder. İlişkiyi ayakta tutan güzel bir dinamiktir. Çoğu zaman keyfimize keyif katar; Ama dozunu aşan kıskançlık hem bünyemize hem de çevremizle birlikte eşimize de hayatı zindan eder. Kıskanılan eş durumdan şikâyetçi ise eşimize de hayatı zindan etmeye başladıysa artık bir uzmandan yardım alma zamanınız gelmiş demektir.
Eyüp elindeki en güzel çiçeklerden yapılmış buketi ile anneler gününde bu taze gömüldüğü belli olan mezarın başında gözyaşlarını tutamıyordu. Geçen sene anneler günü annesi yanındaydı. o günlerin kıymetini bilememişti. Keşkelerle dolu geçmişe özlem onu çok yaralıyordu geri dönülmez bir yolda ilerliyordu. Eyüp ün babası Şenol amca uzun yoğun bakım ve servis günlerinden sonra nihayet evindeydi. Odanın kapısı aralanırken Geçmiş olsun sözleriyle odaya adım attı yüzünde güller açan gül hanım ve eşi tatlı sözleri ile de herkesin sevdiği saydığı biri olarak görevlerini yapmanın huzurunu yaşıyorlardı yaptıkları hasta ziyareti ile. Hasta yatağından gelen misafirleri görünce Şenol amca kalkmak için hareketlendi ama olmadı tekrar yine yatığına koydu başını.
-Hoş geldiniz gül kızım. dedi. Sonra bir şeylerden hem utanıp hem geç kalmışlığın verdiği vicdan azabı ile
-Ben hanıma sizin annenize baktığınız gibi bakamadım. Sizlerin annenizi almadan hiçbir yere gitmiyorsunuz. Hiç canının sıkılmasına izin vermiyorsunuz dedi. Hasta haline bakarak onu avutmak isteyeceklerini düşündü Şenol amca ama hiç de beklemediği bir cevap geldi.
-Tabi Şenol amca alışveriş ticaret yapıyorum. O av senin bu av benim derken Dağ bayır, dere tepe bol bol gezdin. Hanım evde pencerelerin perdelerini dahi açmadan 3 çocuğunu büyütüp insan içine karıştırdı. Gün gördü mü yoooo nerede evin erkeklerinin 3 çeşit yemeği evin temizliği çamaşırı ütüsü. Hatta üç çeşit yemeği beğenmeyen oğlanın
-Ne bu yemekler diyerek bana çabuk bir tost yap demesi kadına bardağı taşıran son damlalardan biri oluyordu yıllardan beri ama. Yıllardan beri her üzüntüsünü içini ata ata bu günleri buldu. Kolunu kaldıracak hali yok ama bayramda en küçük oğlu ziyarete gelecek yeni gelin ile mutlaka perdeleri yıkamalıydı. az önceki üzüntüsünü rafa kaldırıp. Kafasında yapacağı işlerin planlarını yapmaya başladı.Bu ishal halsizlik onu perişan etmişti.kızı doktora gidelim diye ısrar etmese bu hastalıktan da haberleri olmayacaktı. Kolon kanseri teşhisiyle 3 ay içerisinde toprağa kondu zavallı kadın. Şimdi Şenol amcanın toprağa doğru yolculuğu kalp krizi sonrası kalbin hasar görmesi ve sonrasında iflas eden ciğerler, böbrekler ve hızlanan yolculuk birde yaptıklarından pişmanlık yok mu? İnsanlardan
— yaptıkların haklı sen en iyisini yaptın demesini beklemek. Yok, öyle Allah’ın emanetleri olan kadınlara öyle canlı canlı evlere hapsetmek bu şiddetin bir başka boyutu. Hanımları yanında olan beyler geç kalmadınız sizler emanetlere nasıl bakıyorsunuz bir kendinize dönüşte sorgulama zamanı geldi de geçmesin. Sonra elinizde en güzel çiçeklerden yapılmış buketle hanımların mezarının başlarında ya da hasta yataklarınızda günah çıkarmaya kalkmayınız. Çünkü buketle günahlarınızdan arınamazsınız. Saygılarımızla…