beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


TÜRKAN GÖKGÜL

facebook-paylas
Koşturmanın İçinde Kaybolan İnsanlar
Tarih: 20-11-2025 16:00:00 Güncelleme: 20-11-2025 16:00:00


Sabahları çalan alarmın sesi artık bir uyanma çağrısından çok, günün temposuna yetişme zorunluluğunun hatırlatıcısı gibi… Gözümüzü açtığımız anda adeta görünmez bir el bizi itiyor: “Hadi, geç kalacaksın.” Daha günün nasıl geçeceğini düşünmeden, nasıl biteceğinin yorgunluğunu taşıyarak koşmaya başlıyoruz. Koşuyoruz, çünkü herkes koşuyor. Durursak, geri düşecekmişiz gibi…Modern dünyanın en büyük başarısı, bizi hızın içine ustaca yerleştirmesi oldu. Telefonlarımız daha akıllı, işlerimiz daha kolay görünse de ruhumuz her geçen gün daha da yoruluyor. Trafikte, markette, iş yerinde… Aynı telaş, aynı acele, aynı sabırsızlık. İnsanların yüzünde yorgunluk, omuzlarında görünmeyen yükler var. Gün boyu bir yerlere yetişmeye çalışan ama aslında hiçbir yere varamayan milyonlarca insan…Bir bakıyoruz ki, gün bitmiş. Peki biz günün neresindeydik?Kahvaltıda gerçekten oturup bir lokmanın tadına varabildik mi?Evden çıkarken gökyüzüne bakmayı hatırladık mı?Bir arkadaşımızın sesini duymaya vakit ayırdık mı?Çoğumuzun cevabı maalesef aynı: “Hayır.” Çünkü hep acelemiz var. Çünkü zaman yetmiyor. Çünkü bitmeyen bir koşturmanın ortasında sıkışıp kalmış gibiyiz.Aslında belki de sorunun kaynağı zamanın azlığı değil; hayatı dolu dolu yaşamayı unutmuş olmamız. Sosyal medyada gördüğümüz hızın gerçek hayatta da mümkün olduğunu sanıyoruz. Başarı listeleri, sürekli “en iyi olma” baskısı, herkesin bir diğerinden öne geçmeye çalıştığı bir yarış… Bu yarışın kazananı yok ama yorgunları çok.Üstelik bu hızın içinde en çok kaybettiğimiz şey yine biziz.Kendimizi ihmal ettik.Duygularımızı erteledik.Sevdiklerimizle geçireceğimiz anların değerini unuttuk.Bir fincan kahveyi sakin sakin içmek artık nadir bir mutluluk. Yürürken telefona bakmadan yol almak bile unutulmuş bir alışkanlık. Bir dostla uzun uzun sohbet etmek ise neredeyse bir lüks hâline geldi. Oysa tam da bu küçük anlarda nefes alıyoruz. Koşunun ortasında bize iyi gelen duraklar bunlar.Hayatın hızına kapılıp sürüklenmek kolay. Zor olan ise durmayı bilmek. Durup düşünmek:“Neden bu kadar koşuyorum?”“Kime yetişmeye çalışıyorum?”“Bu hız gerçekten benim hayatım mı, yoksa bana dayatılan bir ritim mi?”Bazen yaşamın kalabalığı içinde durup kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:“Ben neredeyim?”Eğer kendi cevabımızı duyamıyorsak, çoktan kalabalığın içinde kaybolmuşuz demektir.Belki bugün küçük bir adım atarak başlamak gerekir.Sabah beş dakika erken uyanıp güne acele etmeden başlamak…Bir nefes alıp pencereden dışarı bakmak…Koşmak yerine yürümek…Sadece kendin için küçük bir zaman dilimi ayırmak…Çünkü hayat, sürekli koşturduğumuz bu büyük yarıştan ibaret değil. Asıl güzellik, hız kesip baktığımız anlarda saklı. Bir çiçeğin kokusunda, bir çocuğun kahkahasında, bir dostun halini sormakta, akşam eve dönerken içten bir “iyi ki” diyebilmekte…Unutmayalım:Koşturmak bir yere götürür, evet.Ama durmak…İnsanı kendine götürür.Ve kendini bulan, hiçbir yarışın içinde kaybolmaz.



Bu yazı 4731 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI