Bir gün iki leylek uzun bir yolculuğun Ardından daha önce konakladığı yuvalarına varmak için son güçlerini de kullandılar.Yuvalarına konar konmaz yorgunluklarını atabilmek için uzun uzun uyudular.Yılların yorgunluğu göle yakın yapılmış olan evin dökülen sıvalarında görülüyordu. Saçının ağardığı çemberinden dışarı kaçan saçlarından belli olan Ayşe teyze sevinçle gördükleri karşısında bağırdı.
-Bey koş hele koş misafirlerimiz gelmiş dedi. Koşar adımlarla dışarı doğru giderken terliklerini ayağına geçirdi Ali bey gözlüğünü takmakla zaman kaybetmemek için gözlüğünü gözüne yerleştirmekle meşguldü.
Kafasını çatıya doğru çevirmesiyle sevinmesi bir oldu.
- Bizim Lak Lak gelmiş .Artık yaz geldi diyebiliriz hanım .Yap bir demli çayda onlara bakarak içelim dedi..Ayşe teyze mutfakta soluğu almasıyla çaydanlığı ocağın üstüne koyması bir oldu.Tepsiye iki kişilik çay bardağını yerleştirdi. Ayşe teyze ve ali bey yıllardır çaylarına atmadıkları şeker aklına geldi. Aslında ikisi de tansiyon ve şeker hastası oldukları için bıraktıkları şeker kim bilir kaç lira olmuştur fiyatından haberimiz yok iyi ki de bırakmışız dedi içinden. Tabi Ali bey in çay içtiği yerlerden şekerleri itina ile toplamasa misafirler için mutlaka şeker almaları gerekecekti .Bu emekli maaşı ile hangi ihtiyaçlarını alacaklarını on kere hesaplıyorlardı.. Baharın biraz üşüten yeli ve şimdilerde ısıtmaya başlayan güneş ve çay ile baharın ilk sevincinin tadını çıkarmak için ellerinden gelen çabayı gösterdiler. Biraz da üşüyen Ali bey içeri girdi rafta duran kutuyu aldı camın önüne oturdu. Torunlarının sık sık oyun oynadığı bu kırmızı kutuyu açmak için harekete geçti. İçi cız etti yıllardan beri göremediği abisi aklına geldi. Şimdilerde köyden gelen haberlere göre yanıkların Ahmet in yabani köpeklerin saldırısı donucu kaybettiği kolunu yıllar sonra avukat olan oğlunun çabaları ile gazi diye kaydettirip maaşa başladığını duyunca hayata küsen abisine ne yaptılarsa da yaşama döndüremediler. Artık bitkisel hayatta kimseyi tanımayan abisinden kalan tek şeydi kırmızı kutu. Yapılan haksızlığı sindiremeyen abisini bi göresi geldi ki birden içi cız etti .İçeriden Ayşe hanım seslendi.
-Ali bey karnın acıktı mı ? istersen bir şeyler hazırlayalım da biraz atıştır. Sonra şekerin düşer aman diyordu. Onu pek duymayan Ali bey kırmızı kutuyu açmadan aldığı yere koydu. Başını yastığa koyması ile kendini köydeki abisini askere yolladıkları gün geldi gözünün önüne . Çok özlediği anacığı gözünün önünde elinde bir mendil elini kınaladığı oğlunu askere yolluyordu. Babası da ağlıyordu ama belikli göz yasını belikli içine akıtıyordu. Eline kaç lira sıkıştırdığını tekrar yeniden merak etti. İlerleyen günlerde leylek yavrularının sesleri açık pencereler sayesinde evin içinden bile duyuluyordu. Sadece ali beylerin değil bu leyleklerin dinlendiren sesleri mahallelide neşe kaynağı oluyordu. Torunların dede dede diye bağrışları ile kendine geldi kafasını kaldırıp doğruldu. kocaman göbeğinin üzerine zıplayarak çıktılar. Dedelerini öpücüklere boğan torunlar daha sonra kırmızı kutuyu almaya uğraştığını gören Ali bey torunlara kırmızı kutuyu alıp vereyim derken elinden düşen kırmızı kutu birden açıldı. Yere canlılığı kalmamış üç tane parmak düştü. Çocukların artık oyunlar oynadığı parmaklar abisinin Kıbrıs savaşında kopan parmaklarından başkası değildi. O sırada telefon acı acı çaldı. Ayşe hanım duyduğu haberi eşine nasıl söyleyeceğinin hesabını yaptı. Devlet kabul etmese de ailenin gözünde gazi olan abisi vefat etmişti. Yıllardır torunlarına oyun arkadaşı olan üç parmağı torunların elinden alıp kırmızı kutuya özenle yerleştirdi .Abisine olan hasretini dindirdiği kırmızı kutu ile artık ayrılma zamanı gelmişti. Ali bey artık bu hasrete nasıl dayanacaktı hiç bilmiyordu. Abisi kefenlenirken kırmızı kutudaki üç parmağı kefenin içine özenle yerleştirdi. Abisini mezarına içine yerleştirirken onun yanına sonsuza kadar yatmak geldi içinden. Cenaze merasiminden sonraki günlerde yükselen şekeri de olan ömrünü galiba biraz kısalttı.Sonsuzluğa yola çıkan Ali bey ve yavruları ile sıcak ülkelere geri dönen leylekler sonrasında Ayşe hanıma sadece kırmızı bir kutu kaldı hayat yoldaşı olarak….