Hayatımızı yönlendiren, bizi biz yapan çok değerli olgular, sözler vardır. Bazen bir cümle, bir kelime veya yaşanan bir olay değiştiriverir dünyaya bakış açımızı. İnatla savunduğumuz, doğruluğuna inandığımız düşüncelerin başka yönlerinin de olduğunu fark ederiz. Uzun zamandır atamadığımız adımları atıveririz. İstikametimiz değişir, hayata, insanlara farklı gözlerle bakmaya başlarız. Çoğu zaman yaşla birlikte gerçekleşir bu değişimler. “Otuz Beş Yaş” şairinin dediği gibi geç kalırız birçok şeye…
“Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış
Uzun zamandır camide görmediğim bir arkadaşı sabah namazı çıkışı tebrik ettim. Ben bir şey söylemeden o “Dün akşam deprem olunca kriz geçirdim. Sabahleyin camiye geldim koşa koşa hocam!” dedi. İşte kırılma noktası. Her şeyin bir zamanı var. Mısırın patlaması gibi. Bilemeyiz kim ne zaman, nereye gider. Gaybı Allah bilir. Huzura nasıl, ne zaman kabul eder, O bilir!
Camiler tekrar cazibe merkezi olmalı. Bunun için alışılmışın dışına çıkmalı, farklı metotlar bulmalıyız.” demiştim bir yazımda. Bunun güzel bir örneğini gördüm İhsaniye’deki bir camide. Din görevlisi kardeşim alışılmışın dışına çıkarak genelde okullarda gördüğümüz bir uygulamayı taşımış camiye. İkinci kattaki caminin her basamağına güzel bir söz yapıştırmış. Bakar mısınız sözlere…
“Saygı görmek istiyorsan saygı göstermelisin.
İsraf haramdır.
Çevremizi temiz tutalım.
Umudunu yitiren her şeyini yitirmiş olur.
Tarih değil hatalar tekerrür eder.
Düşüncesiz insan kalp kırar, dost kaybeder.
Gönül insanın kıblesidir, ne olur kırmayın!
“ÖZÜ DOĞRU OLANIN SÖZÜ DE DOĞRU OLUR.”
Derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur.
İnsanın en hayırlısı insana yararlı olandır.
Hoşgörülü ol ki sana da öyle davranılsın.
Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!
Herkesin bakmadığı yönden bak dünyaya.
İnsan iki et parçası ile ölçülür, kalbi ve dili.
Sabreyle işine hayır gelsin başına.
Sevelim, sevilelim; bu dünya kimseye kalmaz.”
Ne güzel sözler. Her basamakta insanın idrakine sunulmuş altın değerinde öğütler. Sözlerde ifade edilen konuların her birini cami kürsüsünde saatlerce anlatabilirsiniz ama ne kadarı kalır akıllarda? Farklı bir yöntemden kastımız bu.
“Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden!”
Her basamak beyinde şimşeklerin çakmasına vesile olacak. “Kaç kişi okur? Kim okur?” demeyin efendim. Nasibi olan okur, anlar ve uygular. İşte işini aşkla yapmak budur! Ulaşmaya çalışmak insanlara; sözle, yazı ile sesle; musikinin en güzel makamlarıyla. Kendini geliştirmek, yeniliğe açık olmak; aramak ve bulmak işte budur.
Sonbahar yapraklarını camisinin bahçesinden temizleyen din görevlisi kardeşim de aynısını yapıyor. Kürsüye çıkmadan konuşuyor. Yaparak, yaşayarak. İstenince oluyor efendim. Sadece alışılmışın dışına çıkmak gerekiyor. Aşkla koşmak yormuyor aksine hoş bir mutluluk bırakıyor insanda.
Çalıştığı her alanda daha iyiyi, daha güzeli ve illaki doğruyu bulmayı gaye edinen herkesi kutluyorum. Güzellikle kalın efendim…