Milleti millet yapan en önemli unsurlar dil, din, tarih, kültür birliğidir. Milletin fertleri genelde aynı topraklar üzerinde yaşar ve aynı duyguya, aynı ülküye sahiptirler. Sevinçleri de üzüntüleri de birdir. Millet aralarında gönül bağı oluşmuş geniş bir ailedir. Ailenin boyutu yaşanılan toprakların sınırlarını da aşar ama mesafeler uzak olsa da gönülleri bağlar onları.
Kültür ve tarih milletin var olmasıyla birlikte başlar, çağlar boyunca sürer gider. Gönül bağları kopmadıkça millet ayakta kalır. Bir toprak parçasının, üzerinde yaşayanlara vatan olabilmesi için ülkenin her köşesini kültürünün, inancının, gelenek ve göreneklerinin özelliklerini yansıtan eserlerle bezemesi gerekir. Bu sebeple kültür ve tarih geleceğe bırakılan değerli bir mirastır. Benimsenmeli ve sahiplenilmelidir.
Ne diyor İstiklal Marşımızın şairimiz,
Sahipsiz olan memleketin batması haktır
Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır
Sahip olmak, dilini, dinini, tarih ve kültürünü tanımakla ve benimsemekle olur. Kültür ve tarihimizin izlerini arayıp bularak geleceğe taşımak hepimizin görevi, öncelikle de toplumun önünde gidenlerin görevidir. Bu anlayışla İhsaniye Belediyesi yüz on kişinin katıldığı bir Konya gezisi düzenledi. Selçuklu ve Osmanlı’nın izlerini taşıyan Mevlâna şehri kapılarını İhsaniyelilere açtı. Siyaset anlayışını halka hizmet esası üzerine tesis eden İhsaniye Belediye Başkanı Emine Gökçe çoğunluğunu bayanların oluşturduğu ekibin başına geçerek Konya’nın tarihî ve turistik yerlerini rehberler eşliğinde gezdirdi.
İlk durağımız Tropikal Kelebek Bahçesi oldu. Yeşillikler içinde irili ufaklı birçok kelebeğin ahenkle dans ettiğini gördük. Yolun yorgunluğunu kelebek kanatlarına yükleyiverdik. Hayranlıkla izledik rengarenk kelebekleri. Rabbim ne güzellikler yaratmış! Özellikle bayanlarımız yeşillikler ve çiçekler arasından ayrılmak istemediler adeta. Çiçekleri alıp gönüllerine, götürdüler evlerine!
Sille’de Aya Eleni Kilisesi’ni gezdirdi rehberlerimiz. Hristiyanlığın kutsallarının resimleri ve mekân hakkında birçok bilgiler verildi. Dışarıda bizimle birlikte geziye katılan bir taş ustası kardeşimiz “Bak Hocam! Bu bölüm kiliseye sonradan eklenmiş. Binanın bitiminde köşe taşları var, sonradan eklenen bölüm çok belli ediyor kendini.” Herkes kendi alanı ile ilgili gözlem yapıyor. Bilgisini de bize aktarıyor. Belki keşfettiği bir özelliği de yaptığı binalara uygulayacak. İşte gezmenin, görmenin faydası.
Konya’ya gidilip de Meram bağlarına uğramadan olmaz. Konya Mutfağında bu şehrin meşhuru etli ekmek ve bamya çorbasını tanıdık. Bizim etli pideye benzese de daha ince ve çıtır olması, kullanılan etin içinde koyun eti ve kuyruk yağının bulunması farklılık meydana getiriyordu. Bamya bizde yemek, Konyalılarda çorba; bizim kültürümüzde sıra yemeklerinin sonunda, Konya’da ana yemekten önce çorba olarak veriliyor.
Panorama Konya Müzesini gezdikten ve Mevlâna hakkında bilgiler aldıktan sonra gönüller sultanı Mevlâna Hazretleri’nin türbesini ziyaret ettik. Her ziyaretimde dikkatimi çeker Mevlâna Hazretleri’nin babası Bahaeddin Veled’in ayağa kalkmış sandukası. Derler ki MevlânaHazretleri vefat edince oğlunun ilmine ve irfanına saygısından dolayı ayağa kalkmış. İlmine, irfanına bütün dünya saygı duyuyor. Hazret yüzyıllar ötesinden sesleniyor bütün insanlara “Gel! Kim olursan, ne olursan gel! İster bin kere tövbe etmiş ve tövbesini bozmuş olsan da yine gel! Bu kapı umutsuzluk kapısı değil! Gel yine!” diyerek hoşgörüsünün sembolü olmuş. Biz de gittik huzura, huzur bulduk. Kapının İslam’ın kapısı olduğunu bilerek, hissederek gittik, çağrıya kulak verdik!
Bu ülkeyi bize vatan yapan Selçuklu sultanlarının metfun bulunduğuAlaaddin camisinin bitişindeki kümbetteki naaşları üzerinde yapılan çalışmalar sonunda %96 benzerlikle oluşturulan on iki sultanın silikon heykellerinin bulunduğu Darü’l Mülk Sergi Sarayı’nı gezdik. Hepsi de canlı gibiydiler. Giysileri ile duruş ve bakışlarıyla hala yaşıyordu sanki. İki yüz yıl Selçuklu’ya başkentlik yapmış Konya’daki hakanlar karşımızdaydılar ve Türk kültür ve tarihini gelecek nesillere aktarıyorlardı.
Alaaddin Camii, Sultanlar türbesi, Taş Bina Dijital Tanıtım Merkezi akşam saatlerindeki son durağımız oldu. Bir gün yetmedi Konya’ya. Geleceğe güvenle bakmak için geçmişinden ders almalı insanlar. Köklerinin izini sürmeli. Milletini daha ileriye götürmenin yollarını aramalı. Siyaseti sorun olmak için değil; sorun çözmek için yapmalı. İnattan, hizipten uzak; sadece hizmete odaklanmalı.
“Hak bellediğin yolda yalnız başına da olsan, yürüyeceksin!” anlayışı ile sabahtan akşama kadar vatandaşlarının en önünde yılmadan, yorulmadan yürüyen ve tarihimizin, kültürümüzün tanıtımına vesile olan Başkanımız Emine Gökçe’yeteşekkür ediyoruz. Bu inanç ve azimle hizmetlerinin her alanda devam edeceğine inanıyor ve kendisine başarılar diliyoruz.