beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Mustafa TOPTOP

facebook-paylas
KÜLHANCI KAMBUR’UN ARKADAŞI
Tarih: 02-12-2024 11:37:00 Güncelleme: 02-12-2024 12:15:00


Hamamın külhanında yatar kalkarmış Kambur. Meskeni külhan olanlardan yani. Gecesi gündüzü ile karışık. Herkes uyurken ayakta, odunlarla savaşı var külhanda. Bir taraftan odun atarken diğer taraftan külleri temizler, atar dışarı. Odun taşı, kül çıkar; arada bir hamam sıcaklığını kontrol eder, hamam soğuksa ateşi harlar. İlk müşteri gelmeden sıcaklığı artırır. Sırtında taşıdığı hamamın değil aynı zamanda hayatın yüküdür sanki. Kader ona kamburla beraber neler yüklememiş ki…

Küçük yaşta annesini ve babasını kaybetmiş, sokaklara düşmüş. Bir lokma yiyeceğe muhtaç kalmış. Gökyüzü çatısı, yer yatağı olmuş. Bulaşmamış kimseye, hep kaçmış beladan. Sığınacak bir kapısı, barınacak bir yapısı olmamış hayatta. Bir de şu sırtındaki kambur. Soğuk bir kış gününde hamamın külhanında bulmuş kendini. Sığınmış. Hamamcı merhametli adammış. Haline acımış, hamamın külhanını ona mesken yapmış. Hamamı ısıtması karşılığında boğaz tokluğuna çalışmaya başlamış.

Başını sokacak bir yeri var ya “buna da şükür” demiş ve aşk ile işine hile katmadan, hamamcının verdiğinden başkasına da tamah etmeden çalışmış yıllarca. Arada bir hamama gelen topal birisiyle arkadaş olmuş. Birisinde kamburluk diğerinde topallık. Belki de onları birbiriyle dert ortağı yapan da bu özellikleriydi. Hayatta onlara biçilen rol buydu. İkisinin de ortak özelliği alın teriyle geçimlerini temin etmek. Farklı tabiatları da var tabi. Kambur uyumlu, sabırlı; topal ise doğrucu, burnunun dikine gider, biraz da inatçı.

Birgün el ayak çekildikten sonra Kambur hamama girip yıkanmak ister. Hamamda müşteri kalmamıştır ama göbek taşının etrafında birilerinin olduğunu fark eder. Yaklaşır ve bunların kim olduğunu anlamaya çalışır. Cinler hamama gelmişler, göbek taşının etrafında dönüp duruyorlar. Dönerken dillerinde tekrarladıkları bir kelime var. “Çarşambadır, Çarşamba!” Zikirleri bu. Bu sözü söyleyip ha bre dönüyorlar. Kambur da aralarına giriyor ve o da “Çarşambadır, Çarşamba” diye dönmeye başlıyor. Bir süre sonra zikir bitiyor, duruyorlar. Bakıyorlar aralarında bir insan var ve o da onlara uymuş onların zikirlerini tekrarlıyor. Hoşuna gidiyor cinlerin başının. “Dile benden ne dilersen!” diyor.

Kambur ne dilesin, sırtındaki kamburu gösteriyor. “O kolay!” deyip alıveriyorlar kamburu sırtından. Kamburu ortadan kalkan külhancı dünyaya yeniden gelmiş gibi hissediyor kendini. Teşekkürler ediyor. Meclis dağılıyor. Hamamcı sevincinden ne yapacağını bilemiyor. Yıllarca sırtında taşıdığı kamburdan kurtulmuştu işte. Yere göğe sığamıyor sevincinden.

Sabahleyin topal arkadaşı uğruyor hamama. Arkadaşının kamburunun düzeldiğinin görünce hayretler içinde kalıyor. “Nasıl oldu bu?” diye soruyor. Anlatıyor arkadaşı olan biteni. “İstersen geç saatte hamama gel, sen de onların zikrine katıl, belki senin topallığına da bir çare bulurlar.” Topal heyecanlanıyor ve merakla beklemeye başlıyor geceyi. Beklenen saatte cinler yine geliyorlar ve başlıyorlar zikre. “Çarşambadır, Çarşamba!” O da girer aralarına arkadaşı gibi ama bir farkla. Cinler “Çarşamba” derken o günlerden Perşembe olduğu için “Perşembedir, Perşembe!” diye dönmeye başlar. Göbek taşının etrafında dönenlerin ahengi bozulur. Cinlerin başı zikri durdurur ve bakar içlerinde zikri bozan bir insan var,  “Perşembedir, Perşembe!” deyip duruyor. İnsana çıkışıyor: “Biz bilmiyor muyuz Perşembe olduğunu! Bu ne densizlik!” Cinlere emir veriyor: “Yükleyin şuna ötekinden çıkardığınız kamburu! …”

Topallığının yanına bir de kamburluk ekleniyor zavallının. Kıssadan hisse efendim. Doğru sözlü olmak güzel elbet ama “Her doğru her yerde söylenmez!” diye bir sözümüz vardır. İnsanlar nerede ve nasıl konuşacağını bilmeliler. Konuşmanın faydasının olmayacağını anlayabilmişlerse eğer susmasını da becerebilmeliler. “İllaki benim dediğim doğru!” diyenler, bazen meselenin farklı tarafını kaçırırlar. İnatlarının kurbanı olurlar. Topallıklarına bir de kamburluk eklerler. Sözde aceleci davranmamak, konuşmaktan ziyade dinlemek lazım. Lafı uzatmak, yerli yersiz sürekli konuşmak, analitik düşünmeden burnunun dikine gitmek hataya düşürür insanı.

Susarak konuşmak marifet, dinlemek fazilettir. Doğrunun konuşulacağı yeri ve sırayı bilmek de maharettir. Biz de susalım lafı fazla uzatmayalım. Külhancının kamburunu sırtına yüklenen topalın durumuna düşmeyelim.

Sözünüz gümüş, sükutunuz altın olsun efendim.



Bu yazı 9833 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI