Ata sporumuz yağlı güreşlerin en büyük organizasyonu olan Tarihî Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin 662.si yapılacak bu yıl. 7-9 Temmuz tarihlerinde Sarayiçi Er Meydanı yiğitlerini ağırlayacak. Peşrev çekip, kol bağlayacaklar. Nisan ayından bu yana ülkemizin çeşitli yörelerinde düzenlenen müsabakalarda boy gösteren pehlivanlarımız Kırkpınar’a hazırladılar kendilerini. Tıpkı Koca Yusuf, Kel Aliço, Adalı Halil, Hergeleci İbrahim, Kurddereli Mehmet gibi efsanelerin destan yazdıkları meydana, kendi isimlerini kazımak için şimdi Edirne’deler.
Bu yıl kurulan Güreş Ligi’nde ilk 24’e girmeyi başaran pehlivanlar gelecek yıl Kırkpınar’a direk katılacak. Kırkpınar’dan bir hafta önce yapılacak güreşlerde 8 pehlivan daha katılım hakkı kazanarak toplamda 32 pehlivan 663. Tarihî Kırkpınar Yağlı güreşlerinde kol bağlayacaklar. Yani eski deyimle bohçasını alıp gelen “Ben de burada güreşeceğim.” diyemeyecek. Başarısını ispat eden güreşçiler Sarayiçi’ne çıkabilecek. Böylece güreş severler daha kaliteli güreşler izleyebilecekler. Diğer taraftan da pehlivanlar yıl boyunca formda olmaya çalışacak. Daha iyi olan yoluna devam edecek.
Bu yıl çeşitli yerlerde düzenlenen güreşlerde şu ana kadar en yüksek puanı Orhan Okulu aldı. 37 Puanlı Orhan Okulu’yu 28 puanla Ali Gürbüz takip ediyor. Mehmet Yeşil Yeşil, Hüseyin Gümüşalan, Yusuf Can Zeybek, Mustafa Batu, Serhat Gökmen ve Nedim Gürel’in 16’şar puanı var. Bu puanlar gelecek yıl işe yarayacak. Yol uzun. Hani cazgırın pehlivanları salavatlarken söylediği “Pehlivan! Pehlivan! Üste çıktım diye sevinme! Alta düştüm diye üzülme! (…)” sözleri geliyor aklıma. Bakalım üste çıkan mı? Alta düşen mi çakacak temannayı. Finalde kimin eli kalkacak havaya. Adı yağlı güreş bunun girersin kündeye, bir kılçık alır seni aşağıya. Hiç belli olmaz.
Hayat da böyle değil midir aslında? Tam her şeyi halletmişken, birden bir pürüz çıkmaz mı karşımıza? Hiç beklemediğimiz bir durumla karşılaşmaz mıyız? Her şey bizim elimizde değil. Yeterince güçlü olduğumuzu düşünsek de hesapta olmayan durumlar vardır.
Yıllar önce kızım üniversite sınavına girdi. O Marmara’yı istiyordu ama ben Kocaeli Üniversitesini istiyordum. Çünkü Kocaeli’nde kalacak yeri vardı. Yeterince de başarılıydı. Sınavdan ağlayarak çıktı kızım. Son on dakikada cevapları işaretlerken kaydırdığını fark etmiş. Kalan sürede gerekli düzeltmeleri yapmış ama süre yetmemiş. “Hayırlısı olsun kızım!” diye teselli etmeye çalıştım. “Sonuç ne oldu?” diyeceksiniz. Kocaeli Üniversitesi geldi. İnsanların istekleri sonsuz ama hesabı kesen başka!
Hafta sonunu merakla bekliyorum. Orhan Okulu mu? Ali Gürbüz mü? Yoksa Mehmet Yeşil Yeşil mi? Bir de sarı fırtına var. Ne yapacağı belli olmaz İsmail Balaban’ın. Yusuf Can Zeybek’i hiç yabana atmayalım. Fizik her şey değildir. Çünkü güreş yağlı. Kayar gider! Bakalım aradan kim sıyrılacak. İyi olan, hak eden kazansın!
Güreşler kazasız belasız geçsin. Yiğitlerimiz sadece güçlerini değil, efendiliklerini, vakarlarını, terbiyelerini konuştursunlar. Örnek davranışlar sergilesinler. Başarınca sevincini, kaybedince üzüntüsünü dizginlesinler. Kendi psikolojisi kadar rakibinin psikolojisini de düşünüp davranışlarını ona göre ayarlasınlar. Milletimizin yüce değerlerini sergilesinler ve saygı duysunlar her zaman olduğu gibi. Yenilen ustasının elini öpmesini bilmeli, yenen rakibini kaldırmalı, teselli etmeli. Seyredenler güzel oyunların yanında güzel davranışları da alkışlarlar.
Çok güzel güreşlerinyapılacağını biliyorum. Merakla, heyecanla bekliyorum hafta sonunu. Edirne’ye gitmek mümkün olmayabilir ama televizyondan izleyeceğiz. Gönlümüzle alkışlayacağız güzel davranışları. Milletimizin köklerini bulacağız. “İyi ki bu milletin mensubuyuz.” diyeceğiz. İyi seyirler efendim…