Milleti millet yapan unsurlar vardır. Vatan birliği, dil birliği, kültür birliği, tarih birliği, din birliği, ahlâk birliği, örf ve âdet birliği, ülkü birliği gibi ortak değerler milletin devamlılığını, bütünlüğünü sağlar. Bunların yanında bu değerleri diri tutan bazı hassasiyetleri de görmek gerekir. Ülkemizin ve insanlarımızın herhangi bir alandaki başarısı sevindirir hepimizi. Bir futbol takımımızın, güreşçilerimizin, basketbol, voleybol takımlarımızın ve diğer alanlardaki sporcularımızın uluslararası alanda elde ettiği galibiyetler sevindirir, alınan mağlubiyetler de bir o kadar üzer bizi.
Sadece spor dallarında değil, hayatın diğer alanlarında da ülkemiz insanlarının elde ettiği başarılarla göğsümüz kabarır, sanki kazanan kendimizmiş gibi seviniriz. Yine ülkemizin ve insanlarımızın yaşadığı bir felakete, kazaya, belaya veya acılara da üzülürüz. Moralimiz bozulur. Bir bilim insanımızın elde ettiği bir buluş, keşif gururlandırır hepimizi. İşte bütün bunlar bizi bir arada tutan hassasiyetlerimizdir. İlgimiz olmadığı bazı konuları anlamakta zorluk çekeriz ama millet olmak vatan denilen teknede hep birlikte yoğrulmaktır. Acısıyla, tatlısıyla bütün duygularımızı birlikte yaşamaktır.
Türkiye Süper Lig 2022-2023 sezonu şampiyonluğunu Galatasaray kazandı. Bir sezon boyunca ter döken futbolcuları, teknik heyeti ve bütün Galatasaray camiasını gönülden tebrik ediyorum. Başarılarını Avrupa liglerinde de devam ettirmelerini temenni ediyorum. Geçmişte elde ettikleri başarıları tekrarlamalarını arzu ediyorum. Sadece Galatasaray değil bütün takımlarımızın yurt içinde ve dışında yapacağı müsabakalarda başarılı olmalarını diliyorum.
Bir hususa da ayrıca dikkat çekmek istiyorum. Başarılar bizim olunca sevincimiz katmerli oluyor. Takım bizimse, takımdaki oyuncular bizimse daha çok seviniyoruz. Beni Galatasaray’ın şampiyonluğundan ziyade, bu başarıyı sağlayan teknik direktörün Türk olması daha çok sevindirdi. Bu kadar yabancı antrenörün içinde bizim olanı daha gurur verici. Bu sebeple Okan Buruk’u ayrıca tebrik ediyorum. Daha önce Başakşehir ve şimdi de Galatasaray. Demek ki fırsat verilince biz de pekâlâ başarabiliyoruz.
Başka bir örnek vermek gerekirse bugün Fenerbahçe’de oynayan Arda Güler. On sekiz yaşındaki bu yeteneğin futbolunu sadece Fenerbahçeliler değil futboldan hoşlanan bütün insanlarımız takdirle izliyor. Tıpkı geçmişte Sergen Yalçın, Rıdvan Dilmen gibi futbolcuları takım ayırmadan bütün taraftarların zevkle izlediği gibi. Yerliyi, bizden olanı daha çok seviyoruz. Takımlarımızın milli heyecanlarımızı artırmalarını istiyorsak az sayıda ama kaliteli yabancı getirmeli ve kendi oyuncularımıza daha çok fırsat vermeliyiz. O zaman daha birçok Arda Güler gibi yetenekli oyuncularımızın farkına varacağız. Millet olarak sevineceğiz, daha çok heyecan duyacağız.
Müsabakalarda bizi en çok duygulandıran bir husus da sporcularımızın centilmen davranışlarıdır. İstemeden veya maçın heyecanıyla faul yaptığı, zarar verdiği rakibinden özür dilemek; yere düşen rakibini kaldırmak, sağlık sorunuyaşayan bir oyuncuya rakip de olsa ilk müdahaleyi yapmak sporcunun erdemini gösterir. Boks müsabakalarında birbirlerine kıyasıya yumruk atan boksörlerin müsabakanın bitimiyle birlikte birbirlerine sarılmaları gözlerimizi yaşartır. Galip gelen sporcunun sevincini frenlemesi, rakibinin gayretini de takdir etmesi duygulandırır bizi. Eski takımına gol attığı için sevincini bastıran oyuncu, vefanın sadece İstanbul’da bir semt adı olmadığını anlatır bize. Bir futbol müsabakasında hakemin kendi takımı lehine düdük çalmasına rağmen, doğruyu söyleyerek hakemin kararını kendi takımı aleyhine değiştiren sporcu ahlâkın en güzel örneğini verir.
Gerçek şampiyonluk nefsini yenmektir. Alınan galibiyete sevinmek tabiidir ama ölçüyü kaçırmamaktır. Rakibi küçümsememektir. “Ben sporcunun ahlâklısını severim.” diyen boşuna söylememiş. Ahlâk insanı mükemmeliyete götüren en büyük değerdir. Bu değeri hayatımızın her alanına taşıyabilirsek gerçek şampiyon biz oluruz. Saygıyla kalın efendim…