Gazze yine ağlıyor. Müslümanlar yine ağlıyor. Zalim kafirin yüzyıllardır süren kini yine kana buladı her yeri. “Müslümanım elhamdülillah!” diyebilen; hatta “İnsanım!” diyebilen herkesin yüreği yanıyor. Acımasız, adaletsiz bir savaşı adeta naklen izliyoruz. Zaman canavarın kan damlayan dişlerini gözleri açık olan bütün insanlara gösteriyor.
Hiç de yabancı değiliz bu manzaraya. Merhum Akif, “İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak eder misin, Allah’ım” (A’râf 155) ayetini açıklayan meşhur şiirinde Müslümanların feryadını en acı bir şekilde ifade etmiştir.
“Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?
Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!
Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!
'Yandık! 'diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!
(…..)
Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman
Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban?
Enfâs-ı habisiyle beş on rûh-u leimin
Solsun mu o parlak yüzü Kur'an-ı Hakim'in?
İslâm ayak altında sürünsün mü nihâyet?
Yâ Rab, bu ne hüsrandır, İlâhi, bu ne zillet?
(…..)
Câni geziyor dipdiri... Can vermede mâsûm
Suç başkasınındır da niçin başkası mahkûm?
Eyvâh! Beş on kâfirin îmanına kandık;
Bir uykuya daldık ki: cehennemde uyandık
(…..)
Şiirin hepsini alamıyorum. Müslümanların uğradığı zulümleri anlatan, acı ile söylenmiş figan cümleleri. Maalesef bugünkü durum da dünden hiç farklı değil. Hatta daha vahim!
Amerika Dış işleri bakanı İsrail’e gelmiş “Ben de Yahudi’yim. Ne istiyorsanız vermeye hazırız.” diyor. Amerika, İngiltere, Fransa gibi ülkeler İsrail’in yanında olduklarını ilan ettiler. Yani “İsrail Müslümanlara hangi vahşeti uygularsa uygulasın arkasındayız.” demek istiyorlar.
Nerede insan hakları? Nerede savaş kuralları? Nerede Birleşmiş Milletler? Hepsi hikâye! Söz konusu Müslümanlarsa, onlara ne adalet ne de hukuk, sadece ağır bir yumruk!...
Uzun zamandır Gazze’yi ablukaya alan zalim İsrail yaktığı, yıktığı yetmiyormuş gibi iki milyon insanın elektriğini, suyunu kesmiş; şehire giriş çıkışları yasaklamış, insanları ölüme mahkûm etmiştir.
Bütün dünya bu vahşete kapatmıştır gözlerini. Yüzyıllardır Müslümanlar üzerine Haçlı orduları gönderenleri anlıyoruz da İslam dünyasına ne demeli? Neden susuyorlar? Neden herhangi bir hareket yok? Anlamak mümkün değil!
İstiklal Marşımızdaki şu mısralarda ifade edilen ruha ulaşamazsak, korkarım daha çok göreceklerimiz var maalesef!
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
“Medeniyet!” dediğimiz tek dişi kalmış canavar uluyor! Eğer aklımızı başımıza almazsak vahşetini artırarak, genişleterek ulumaya devam edecek. Yüce kitabımızdaki “Beyinsizler!” tanımlamasının muhatabı olmak istemiyorsak bugünkü savaşı daha geniş bir perspektiften görmeli, İslam dünyası olarak en kısa zamanda kendimize gelmeliyiz.
Yapılmak istenen belli. Bin yıl önce Kudüs’e neden saldırmışlarsa, bugün yine aynı anlayışla vahşeti destekliyorlar. Değişen bir şey yok. Değişen biziz maalesef! Birliğimizi kaybettik. Bölündük, parçalandık! Bizi biz yapan değerlerimizden uzaklaştık. Güya medenî olmaya kalkıştık ama gittikçe battık! “Medeniyeti!” gördük ama hâlâ anlamadık!
Rabbim bizleri uyandırsın! Hakiki bir Müslüman anlayışı ile davranmayı nasip etsin! Bugün dualarımız Kudüs için, Gazze için olsun!