“Konstantiniye elbet bir gün fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel asker.” Peygamber Efendimizin bu müjdesine mazhar olmak için birçok komutan ordusuyla İstanbul’u fethetmeye çalışmıştır. Fetih yirmi bir yaşındaki Osmanlı Padişahı Fatih’e nasip olmuştur.
Fransa İmparatoru Napolyon’un söylediği “Dünyada tek bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu.” sözü ne kadar haklıdır. Şiirler, şarkılar İstanbul’un güzelliğini anlata anlata bitiremediler, bitiremeyecekler.
“Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul” dizeleriyle İstanbul’u baş tacı eden Yahya Kemal’den,
“İstanbul deyince aklıma martı gelir
Yarısı gümüş, yarısı köpük
Yarısı balık yarısı kuş
İstanbul deyince aklıma masal gelir
Bir varmış bir yokmuş…” diyen Bedri Rahmi Eyüpoğlu’na;
Yuvası saçakta kalan kırlangıç,
Yavrusu dallara emanet serçe,
Derken camiler üstünde güvercin
Minareler katından geçiyorum
Gökyüzü mahallesi İstanbul’un…” sözleriyle İstanbul semalarında hayal kuran Cahit Sıtkı Tarancı’ya;
“Kapalı Çarşı kapalı kutu” dizeleriyle bizi Kapalı Çarşı’ya götüren Orhan Veli’ye;
“Boğazda bir esinti
Mavi denizde bir hayal olsaydım
Ya da bir yelkenin rüzgârı
Ortaköy'de bir minarenin ezanı
İstanbul'da adım adım, nefes nefes mana dolsaydım …” dizeleriyle İstanbul hasretini hep içinde hisseden bendenize kadar birçok şairin nefesi İstanbul güzelliğini, hasretini anlatmaya yetmeyecektir.
İstanbul değerlidir, güzeldir; önemli bir şehirdir. Bu sebeple tarih boyunca otuz iki kez kuşatılmış ama Peygamber Efendimizin övgüsüne Fatih Sultan Mehmet ve onun güzel ordusumazhar olmuştur. Dünyanın en güzel şehrine sahibiz. Bu şehri almak kadar sahip olmak da önemlidir. Güzelliğine güzellik katmak, onu korumak, öncelikle tarihini iyi bilmek ve yapılan mücadeleleri hissetmekle olur. Bu münasebetle Panorama 1453 Müzesini gezmeyenlerin ilk fırsatta görmelerini tavsiye ederim. Görünce bana hak vereceksiniz.
Ülkemiz önemli bir seçimi daha geride bıraktı. Seçimlerin demokrasinin erdemi içerisinde kazasız, belasız geçmesi en büyük kazanımımızdır. Tabii olarak seçimler esnasında adaylar inandıkları davayı anlatırken zaman zaman birbirlerini üzdüler. Bunun seçilme hırsından ziyade vatana hizmet sevdasından olduğuna inanmak istiyorum. Seçim bitti. Şimdi hizmet zamanı, kucaklaşmak zamanı. Küskünlükleri, kırgınlıkları geride bırakarak cennet vatanımızda alnımız açık, başımız dik yürüme zamanı. İllaki çok ama çok çalışma zamanı.
Önümüzde zorluklar var.Nasıl olacak? Olsun. Tıpkı İstanbul’un fethindeki zorlukları aştığımız gibi. Gerekirse gemileri karadan yürüterek. Canımızı hiçe sayıp surlara tırmanarak. Bu millet tarihte nice zorlukların, sıkıntıların üstesinden geldi. Yine geliriz. Yeter ki bir olalım. Birlikte olalım. Akif’in dediği gibi
“Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz
Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz.”
Fetih çocuklarıyız biz. Zorluklara aldırmayız. Şimdi gönüllerin fethi zamanı. Çünkü en büyük fetih gönüllerin fethidir. O da hizmetle, gayretle ve inançla olur. Yeni dönemde fetih ruhuyla çalışıp ülkemizin müreffeh bir ülke olacağına inanıyoruz. Yeni yönetimin yaraları en kısa zamanda sararak, yeniden güçlü Türkiye hedefine ulaşmasını temenni ediyoruz.
İstanbul’u fetheden komutan ve askerlerimizi minnet ve rahmetle anarken fetih ruhunun bugün münasebetiyle yüreklerimizde yeniden hissedebilmeyi diliyorum. Hoşlukla kalın efendim…