beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


Mustafa TOPTOP

facebook-paylas
DAVRANIŞA DÖNÜŞÜYORSA
Tarih: 03-07-2024 12:17:00 Güncelleme: 03-07-2024 12:17:00


  Eğitim, öğretim yoluyla davranış değiştirme olayıdır. Öğrencilerin okul hayatında gördükleri bütün öğrenimlerin amacı onlardan beklenen davranışları yapabilir hale gelmelerini sağlamaktır. Uzun bir süreçtir ve sabır ister.  Bu sebeple tekrarlara, pekiştirmelere ihtiyaç vardır.

            Okula gelen öğrencilerin zekâ seviyeleri aynı olmadığı gibi anlama, kavrama ve davranışa dönüştürebilme yetenekleri de farklıdır. Her ne kadar seçme sınavları yoluyla okullarımızda seviyeler oluşturmaya çalışsak da bu tamamen mümkün değildir. Çünkü her fert dünyada birdir, bir tanedir; aynısından bir tane daha bulamazsınız. Parmak izleri de farklıdır. İkizlerde bile aynı karında büyümelerine, fiziken benzerlikleri bulunmasına rağmen farlılıkları o kadar fazladır ki. Bu sebeple aynı eğitim ortamında öğrenim gören çocuklarımız aynı davranışları aynı süre içerisinde gösteremeyebilirler.

            Eğitimde sabır faktörü çok önemlidir. Bazı öğrenciler kısa sürede öğrendiklerini davranışa dönüştürürken, bazıları inat eder. Öğrenemediklerinden değil. Hazmedemediklerinden. Çünkü eğitim bir süreçtir, her öğrencide farklı şekilde işler. Bu sebeple diyoruz ki öğrenciler için okul yılları öğrenemediklerine bakılmadan veya öğrenim ölçütlerine takılmadan alınan eğitimin değerlendirilmesi gereken yıllardır. Aksi taktirde öğrencileri sürekli eleyerek, eğitim ortamının dışına çıkararak çok bir şey kazanmış olmayız. Elemeyelimdemiyoruz ama eleme işinden ziyade kazandırdıklarımıza bakıp süreci olumlu işletmeye devam etmeliyiz. Öğretim davranışa dönüşüyorsa fazla paniğe kapılmaya gerek yok. Her zaman her şeyi ölçmek mümkün olmaz…

            Yıllar önce görev yaptığım okulda bir arkadaşımız işi dolayısı ile izin istedi. Öğleden sonra bir saat dersi vardı. “Ben girerim derse sen işini gör hocam!” dedim. Haberim yokmuş gibi sınıfa girip “Dersiniz ne?” diye sordum. “Biyoloji!” dediler. “Konunuz ne?” tahtaya yazmışlar konuyu. “Üreme…” “Çok güzel bir konu, beraber işleyelim mi bu konuyu?” Çocuklar hep birden garip bir neşe içinde “İşleyelim!” diye cevap verdiler. Lise birinci sınıf, kanların kaynadığı, ergenliğin her haliyle kendisini gösterdiği çağlar. Konu da tam onlara göre. Merak ettikleri ama karmaşık duygular ve fikirler içerisinde birçok soruyu içinde sakladıkları gizemli bir konu…

            Derse başlamadan önce uyardım çocukları “Ben edebiyat öğretmeniyim, ders biyoloji, branşımın dışında bir konu. Bu derste rolleri değişelim. Ben öğrenci, siz de öğretmen olun, anlaştık mı?” Çocukların çok hoşuna gitmişti bu durum. Bakışlar değişti, duruşlar değişti, herkes tabir caizse pozisyon aldı derse karşı. “Konuya hazırlananınız var mı?” dedim. Biri kalktı “Ben hazırlanmıştım hocam!” dedi. Onu tahtaya çıkardım, ben de onun yerine oturdum öğrenci gibi. Hassas bir konu, ipleri koparmadan götürmek lazım.

            Öğrenci güzel hazırlanmış. Başladı anlatmaya. O kadar çok şey öğrendim ki hala aklımdadır bazıları. Mesela insanların karakterini, mizacını oluşturan özelliklerin çoğunun genlerde şifrelenmiş olduğu, zamanı geldiğinde şifrelerin açılarak kişiliğin oluştuğu…Efendim daha neler öğrendim. Öğrenmenin ve soruların sonu yok… Bazen sorularla tartışmanın fitilini ateşleyip çekiliyordum bir kenara. Kopma noktalarında devreye girip dersin disiplinini bozmadan konuya devam edilmesini sağlamaya çalışıyordum.

            Bir şey bilmiyor zannettiğimiz öğrenciler aslında o kadar çok şey biliyor ve öğreniyorlar ki biz yeterince farkında değiliz. Öğrencilere daha çok fırsat vermek gerektiğini gördüm. Öğrendiklerini hazmedip doğru ve istenilen davranışa yönelebilmeleri için fırsat verilmesi gerektiğini anladım.Dersin nasıl bittiğini anlayamadık. Zil çalmasına rağmen öğrenciler dışarı çıkmak istemiyor, beni dışarı çıkarmıyorlar derse devam etmek istiyorlardı.

            Ertesi gün dersin öğretmeni hışımla odama girdi. “Hocam siz ne yaptınız Allah aşkına?” Anladım durumu. “Ne yapmışım hocam?” Öğretmen arkadaş öfkeyle devam etti. “Ne yapacaksınız hocam? Sınıfa girdim ders anlatmak üzere, öğrenciler bana hava atarak “Biz o dersi işledik hocam! Hem de ne güzel işledik! ...” dediler. Deli ettiler beni!”

            Anlattım olan biteni. “Ben öğrenci, onlar öğretmen oldular? Ben sadece sorular sordum ama itiraf etmeliyim ki çocuklardan çok şey öğrendim. Hayatımın en güzel derslerini aldım. Haddimi aşmadım. Hem ben ne anlarım biyolojiden? …” diyerek yatıştırdım ve sınıfa gönderdim öğretmen arkadaşı.

            Öğretim davranışa dönüşüyorsa eğitim gerçekleşmiştir. Kimin öğrettiği çok da önemli değil efendim. Yeter ki açık olsun alıcılarımız…

 

 



Bu yazı 6353 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI