beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


MEHMET EMİN BAYAR

facebook-paylas
YENİ HAÇLI SEFERİNİN AYAK SESLERİ Mİ?
Tarih: 12-12-2025 12:29:00 Güncelleme: 12-12-2025 12:29:00


Değerli dostlar! 
Müslüman olmayanlar,( müşrikler, Siyonistler, emperyalistler, ehli kitap olan yahudi ve Hristiyanlar) Ülkemizdeki münafıklar ve vatan hainleri ile işbirliği yaparak  ülkemizi  bölüp parçalamak, Orta Doğu’yu kan gölüne çevirmek, İslam’ı ve Müslümanları yok etmek, Büyük İsrail’i kurmak, Doğu Akdeniz’i emperyalistlerin gölü haline getirmek için işbirliği yaparak Akdeniz’in ortasındaki Güney Kıbrıs’a üsler kurarak  oraya yerleşmişlerdir. 
Bu emperyalist güçler; 
Kardeşlerimiz olduklarını söyleyen Türk Ülkelerine 13 milyar $ yardımda bulunularak  Kuzey Kıbrısı Türk Cumhuriyetini tanımamak  şartı ile Güney Kıbrıs’ı tanımalarını sağlamışlardır. Maalesef Türk Ülkeleri bu konuda iyi bir sınav verememişlerdir. 
Diğer taraftan Güney Kıbrıs devleti, Kuzey Kıbrıs Türk devletinin haklarını göz önünde bulundurmadan mavi vatanda Lübnan ile deniz Sözleşmesi imzalayarak Kuzey Kıbrıs Türk devletinin haklarına tecavüz etmişlerdir.
“ Papa II. Urbanus, 27 Kasım 1095'de Clermont Konsili sırasında din adamlarından ve halktan oluşan büyük bir kalabalığa hitap etti. 

Ortaçağ'ın en etkili konuşmalarından birini yaparak, Avrupa'daki bütün Hristiyanları, Kutsal Toprakları geri almak için Müslümanlar' a karşı savaşa çağırdı.  

“Deus vult!” yani “Tanrı bunu istiyor!” haykırışıyla bitirdiği konuşması 200 yıl sürecek Haçlı Seferleri'ni başlattı. 

Haçlı Seferleri sonucunda yüzbinlerce Müslüman, Hristiyan ve Yahudi katledildi. Haçlılar' ın Ortadoğu'da kurduğu devletler, Türkler' in birkaç asır süren mücadelesi sonucunda yok edildiler.

Papa 14. Leo bir tesadüf eseri olsa gerek Haçlı seferlerini başlatan konuşmanın 930. yıldönümünde 27 Kasım'da ülkemize geldi.”
(Prof. Dr. Erhan Afyoncu) 
Ortodoks kilisesi ile Katolik kilisesi dini liderlerinin birlikte İznik‘ te ve İstanbul’un muhtelif yerlerinde dini ayinler  düzenlemeleri, Sultanahmet camini ziyaret etmeleri, cami haline getirildiği için Ayasofya’ yı ziyaret etmemeleri Dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, Papa’nın Logosumdaki pagan sembolleri ülkemizde İslamiyeti ve Türklüğü  baskılıyor niteliktedir.

Bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde; yeni bir haçlı seferinin ayak seslerinin geldiği intibaını vermektedir.  Bu nedenle, Müslüman Türk milleti olarak bütün gelişmeleri dikkatle takip etmemiz, imanda birliği vatanda dirliği sağlamamız, hazırlıklı olmamız  ve gereken tedbirleri almamız  gerekmektedir. 
Tarihi incelediğimiz zaman açıkça görürüz ki, imanda birliği,  vatanda dirliği sağlayan, birlik ve beraberlik içerisinde hareket eden milletler yücelmiş ve yükselmişler, tarih boyunca devletlerini, varlıklarını devam ettirmişlerdir. Birlik beraberliğini temin edemeyerek tefrikanın pençesine düşen milletler ise tarihin sahnesinden silinip gitmişlerdir. 
Gayrimüslimlerle ilgili ilişkilerimizin nasıl olması gerektiğini belirten yüce Rabbimiz bizi uyarak şöyle buyurmaktadır: 

“ Ey iman edenler! Sizden olmayanları sırdaş edinmeyin, onlar size kötülük yapmaktan geri durmazlar, sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların ağızlarından nefret taşmaktadır; kalplerinin gizlediği ise daha büyüktür. Gerçekten size delilleri açıklamışızdır, eğer düşünüyorsanız!
Size gelince, bakın siz onları seviyorsunuz, ama onlar sizi sevmiyorlar. Siz kitabın tamamına inanıyorsunuz; onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” diyorlar; yalnız kaldıklarında ise size karşı öfkelerinden parmaklarını ısırıyorlar. De ki: “Öfkenizden çatlayın!” Şüphesiz Allah kalplerde olanı bilmektedir.
Size bir iyilik gelirse bu onları üzer, ama başınıza bir kötülük gelse buna sevinirler. Eğer sabreder ve sakınırsanız, onların tuzağı size hiçbir zarar veremez. Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.(Âli İmran: 3/118-120)
Kur’an-ı Kerîm, birçok âyette müminlerin birbirlerinin dostu ve kardeşi olduklarını (Hucurât 49/10), bunların dışındakilerin, ister dinsiz isterse yahudiler ve hıristiyanlar gibi Ehl-i kitap olsun, müslümanların hayatî önem taşıyan sırlarını öğrenecek derecede dostları olamayacaklarını haber vermiştir. (Nisâ 4/144; Mâide 5/51). Çünkü genellikle onlar birbirlerinin dostu, müminlerin düşmanıdırlar. 
Nitekim ayetin akışında, müslüman olmayanların tutum ve davranışları anlatılarak müslüman olmayanları sırdaş edinmeme gerekçeleri açıklanmıştır: 
a) Müslüman olmayanların sürekli olarak müminler aleyhinde çalışmaları, onlara zarar vermeleri ve içlerinde fesat çıkarmaya gayret etmeleri; 
b) Müminlerin sıkıntıya düşmelerinden memnun olmaları; 
c) Müminlerin aleyhinde sürekli olarak propaganda yapmaları ve onlara karşı içlerinde kin beslemeleri; 
d) İnançları gereği müminler, herkesin (bu arada kâfirlerin ve münafıkların bile) iyiliğini istedikleri, onların hukukunu gözettikleri ve onlara sevgiyle yaklaştıkları halde onların müminleri sevmemeleri ve haklarında iyi davranmamaları; 
e) Müminler ilâhî kitapların tamamına inandıkları ve bu kitapların mensuplarına saygılı davrandıkları halde kâfirlerin Kur’an’a inanmamaları, münafıkların da müslümanlara karşı ikiyüzlü davranmaları, görünüşte müslüman olduklarını söyleyip gerçekte inanmamış olmaları ve inananlara karşı kin gütmeleri;
f) Kâfirlerin ve münafıkların, müminlerin birlik ve beraberliklerine, başarılarına, zaferlerine ve refahlarına üzülmeleri; başarısızlıklarına, yenilgi, hastalık ve benzeri sıkıntılarına sevinmeleri.
119. âyetin ilk cümlesi bazı müfessirlerce şöyle de yorumlanmıştır: Siz onları seversiniz, yani onların müslüman olmalarını istersiniz. Çünkü İslâm her şeyden hayırlıdır. Oysa onlar sizi sevmezler, yani sizin kâfir olmanızı isterler, kâfir olmak ise her şeyden kötüdür (Âlûsî, IV, 39). “Yalnız kaldıklarında ise size karşı öfkelerinden parmaklarını ısırıyorlar” cümlesi münafıkların müminlere karşı besledikleri kin ve nefretin şiddetini ifade eder. Bu sebeple onların görünüşte “inandık” demelerine ve sahte dostluk göstermelerine aldanmamak gerekir.
Şüphesiz ki mümin olmayanları sırdaş edinme yasağı, onlarla iyi geçinmemek anlamına gelmez. Toplum ve devletin emniyet ve selâmeti bakımından devlet sırlarını onlara verecek derecede kendileriyle samimi olmak veya devletin sırlarını ya da menfaatlerini alâkadar eden önemli görevleri onlara teslim etmek sakıncalı olmakla birlikte, onlarla beşerî münasebetlerin iyi yürütülmesinde bir sakınca yoktur. Kur’an müslümanlara karşı düşmanca tavır almayan gayri müslimlerle beşerî ilişkilerin iyi yürütülmesini, gerektiğinde onlara iyilik edilmesini, haklarında adaletli davranılmasını tavsiye etmekte ve böyle yapanları yüce Allah’ın sevdiğini bildirmektedir (Mümtehine 60/8). Samimi dost edinilmeleri yasaklananlar ancak İslâm’a ve müslümanlara karşı düşmanca tavır alanlar, onlarla savaşmak ve onları yurtlarından çıkarmak için birbirlerine destek verenlerdir. Bu tür gayrimüslimlerle dostluk bağları kuranları yüce Allah zalimler olarak nitelemiştir (bk. Mümtehine 60/9).
İslâm, dinin temel ilke ve amaçlarına ters düşmeyecek ölçüler içinde gayrimüslimlerle ilim, teknik ve sanat alışverişinde bulunmayı yasaklamaz. Çünkü ilmin vatanı ve milliyeti yoktur. Hadiste de buyurulduğu gibi (Tirmizî, “İlim”, 19) yararlı bilgi ve fikir müslümanın yitiğidir, onu nerede bulursa alır. Bu konularda müslümanlar din ayırımı yapmaksızın herkesten istifade edebilirler ve kendi birikimlerinden başkalarını yararlandırırlar. Nitekim tarihte de böyle yapmışlardır (gayrimüslimlerin dost edinilmemesi hususunda bilgi için ayrıca bk. Âl-i İmrân 3/28).
120. âyette, kâfirlerin ve münafıkların müslümanların en küçük başarılarına, birlik, beraberlik ve refahlarına tahammül edemedikleri; müminlerin başına gelecek kötülük ve sıkıntılara sevindikleri bildirilmiş; onların bu menfi tutumlarına rağmen müslümanlara sabırlı olmaları, onlarla samimi dost olmaktan kaçınmaları, ancak onların hukukunu çiğnemekten de sakınmaları tavsiye edilmiştir. Zira bu davranış düşmanlıkların ortadan kalkmasına, dostlukların gelişmesine sebep olur. Nitekim Fussılet sûresinin 34. âyetinde, “Sen (kötülüğü) en güzel olan davranışla sav; o zaman bir de göreceksin ki seninle aranızda düşmanlık bulunan kimse kesinlikle sıcak bir dost oluvermiş!” buyurulmuştur. Âyette, bu tedbirler alındığı takdirde onların tuzaklarının müminlere hiçbir zarar vermeyeceğine dikkat çekilmiştir. Allah’ın onların yaptıklarını hem bilgisiyle hem de kudretiyle kuşatmış olduğunun belirtilmesi, onların, Allah’ın bilgisi dışında ve izni olmadan hiçbir şey yapamayacaklarını ifade eder.
(Kur'an Yolu Tefsiri; C;1 ; s; 659-661)
Müslümanlar olarak Kuranı  Kerim’in uyarıları çerçevesinde, önce düşmanlarımıza karşı  her türlü tedbiri alalım, sonra takdire rıza gösterelim. Tedbirde hata edip de, takdire bühtan etmeyelim.
Şunu hiçbir zaman unutmayalım.
Peygamberimizin ifadesiyle;
“ Küfür tek millettir.“
Bu duygu ve düşüncelerle Yüce Rabbimden Ülkemizi ve milletimizi, İslam ülkelerini ve milletlerini  Her türlü kötülüklerden, kaza ve beladan korumasını niyaz eder, tüm dostlara esenlikler dilerim. Hoş kalın,  hoşçakalın. Allah’a emanet olun. Vesselam



Bu yazı 1035 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI