Hicret (göç) ; Bir ülkeden başka bir ülkeye yerleşmek için yapılan eyleme göç denir.
Yaşanılan ülke içinde yapılan göçe iç güç, yaşadığı ülkeden başka bir ülkeye göç etmeye de dış göç denir.
Ankebut suresinin 29/56. Ayetinde, hicretle ilgili şu hükümler yer almaktadır.” Ey iman eden kullarım! Şüphesiz benim yer yüzüm geniştir. O halde yalnız bana kulluk edin.” (Ankebut; 29/56) Bu ayeti kerime,
Allah’ın inanan kullarının dinlerini yaşayamadıkları bir yerden, onu kolayca yaşayabilecekleri başka bir yere hicret etmeleri için bir ruhsattır. Sevgili peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem Bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:” memleketler Allah’ın memleketedir. Kullar da Allah‘ın kullarıdır. Nerede hayır bulursan oraya yerleş”(İbni Kesir, tefsiri, cilt iki, sayfa 14) Hadisi şerif de Kuran’ın hükmünü teyit etmektedir.
Ayet ve hadisin beyanına göre; insan bulunduğu yerde dinini gereği gibi yaşayamıyor , Allah‘ın emirlerini yerine getiremiyor,bu konuda zorluklarla karşı karşıya kalıyor,şiddet ve baskı görüyor ise dinini daha rahat yaşayabileceği başka bir yere göç edebilir.
İslam tarihinde,” Kendi ülkesinden başka bir ülkeye hicret eden kişiye muhacir(göçmen) denir. Bu terim’, hicretin sekizinci yılından, Mekke’nin fethi ne kadar Medine’ye göç eden Müslümanlar için kullanılmıştır. Daha önce Habeşistan’a göç edenleri sevgili peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem:” sizin için iki defa hicret vardır, bunlardan biri Habeşistan’a, diğeri de Medine’ye olan hicretinizdir”.(Buhari ; i’tisam;16) hadisleri çerçevesinde; Habeşistan’a göç edenleri muhacirler”(göçmenler) olarak nitelendirmek gerekir. Habeşistan‘a hicret edenlerin tümü Medine’ye hicret Emredildikten sonra oraya göç ederek ikinci defa hicret etmişlerdir. Habeşistan muhacirlerinin sayısı 130 civarındadır.(M. Hamidullah; İslam peygamberi; İstanbul 1981, c.1 sayfa 119)
İslamla ilk şereflenen, onu Medine’ye taşıyıp burayı bir karargah haline getiren, yeryüzüne İslam’ı hakim kılmakla görevlendirilen muhacirler, Mallarını, yakınlarını, yaşadıkları Toprakları Allah için terk etmişlerdi. Allah Resulü de Mekke’den Ebu Bekir’le birlikte hareket ederek tehlikeli bir yolculuktan sonra Medine’ye göç etmişti.
Yüce Allah, İslam davası için hicret eden muhacirlerin günahları dahi olsa onların bağışlanacağını ve sorgulanmayacaklarını bildirerek şöyle buyurmuşlardır.
“ Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, benim yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun günahlarını elbet Örteceğim. Allah katında bir mükafat olmak üzere onları içinden Irmaklar akan cennetlere koyacağım,mükafatın en güzeli Allah katındadır.”(Âli İmran; 3/195)
“ Şüphesiz ki Rabbin eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden sonra Allah yolunda cihad Edip sabreden kimselerin yanındadır şüphesiz Rabbim bundan sonra da çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”(Nahl,16/110)
Diğer bir ayeti kerime de ise şöyle buyurulmaktadır :” Allah yolunda hicret Edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince; Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. Şüphe yok ki Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.”(Hac;22/58)
Zulme uğrayıp, Allah rızası için memleketlerini terk eden muhacirler, ahirette çok büyük mükafatlara ulaşacaklardır. Ayrıca bu dünya hayatında da yaptıkları fedakarlıkların karşılığını fazlasıyla göreceklerdir.
“ Zulme uğradıktan sonra, Allah yolunda hicret edenlere gelince, Elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi.”(Nahl;16:41)
Bir kısım ayetlerde muhacirlerin,(göçmenlerin) , İyilikleri ve inançları övülürken, onlara yardım eden ve Allah yolunda cihat edenler de onlarla birlikte zikr edilmektedir.”İman Edip hicret eden ve Allah yolunda cihat edenler ve muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler var ya; işte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.”(Enfal;8/74)
Muhacirler(göçmenler) Ve onlara yardım eden Ensar toplumundan söz eden ayetlerde genellikle Mekke’nin fethine kadar Medine’ye hicret etmiş müminler ve orada onlara her türlü yardımda bulunmuş Medineliler söz konusu edilmektedir.
Nisa suresinin 100. ayetinde hicretle ilgili olarak şu gerçek beyan edilmektedir.
“ Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur. Genişlik de. Kim Allah ve peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendine ölüm yetişirse şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah çok bağışlayıcıdır.Çok merhamet edicidir.”(Nisa:4/100)
Kuranı kerimdeki ayeti kerimeler birlikte değerlendirildiğinde görülecektir ki;
Yeryüzünde, sosyal adalet, hukukun üstünlüğü ve kişi özgürlüğü , din ve vicdan özgürlüğü sağlanmadığı Müddetçe göçmen sorunu devam edecektir.
Bu sorunun çözümü için yeryüzünde, haksızlığı, adaletsizliği,
Zulmü, İşkenceyi, yoksulluğu, yolsuzluğu, din ve vicdan özgürlüğüne baskıyı ortadan kaldırmak; hukukun üstünlüğünü, sosyal adaleti ve kişi özgürlüğünü , din ve vicdan özgürlüğünü sağlamak gerekmektedir. Bunlar yapılmadığı müddetce, Göçmen sorununu çözmek mümkün olmayacaktır.
İnsanlık var olduğu müddetçe bu sorun devam edecektir.
Bu münasebetle Hicri yılınızı tebrik eder, dünya ve ahiret saadetler dilerim