Bu sure İçinde Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin oturduğu yeryüzünün en mübarek beldesine, Hazreti adem ve nesline yemin ile başlamakta, İnsanın meşakkat ve sıkıntı içinde yaratılmakla birlikte, kendisine verilen yeteneklerle bunları aşabilecek güç ve kudrette, eylem ve söylemlerinde hür ve özgür iradeye sahip olduğunu, bu nedenle “ kişi özgürlüğünü sağlamak ve ekonomik yönden sosyal adaleti gerçekleştirmek” gibi yüksek hasletlerle görevlendirildiğini, İlahi görevlerini yerine getirdiği takdirde dünya ve ahiret’de mutlu olacağını, inkar eder ise mutsuz bir sonla karşı karşıya kalacağını beyan etmektedir.
“ Oturduğun bu beldeye, Adem’e ve soyuna yemin ederim ki gerçekten biz insanı sıkıntı ve meşakkat içinde yarattık.”(1,2,3,4.Ayetler)
Burada muhatap olan Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi vesellemdir.
Yüce Allah haram beldeye yemini Hazreti Peygamber’in Ona girmesi ile kayıtlamıştır ki bunda peygamberin faziletinin büyüklüğünü gösterme ve bir yerin şerefinin, o yerde bulunanların şerefiyle olduğunu bildirmektedir.
“Şeref’ül mekan, bilmekin”dir.
Burada bahsedilen haram beldeden maksat Mekkeyi mükerremedir.
“Doğrusu, insanlar için yapılan ilk ev elbetteki Mekke’de bulunan o çok mübarek ve bütün âlemlere hidayet rehberi olan evdir. Onda apaçık ayetler vardır.(Âli İmran, 3/96-97) ayeti kelimeleri bu gerçeği açıkça beyan etmektedir.
Yüce Rabbimiz,İlk iki Ayette sevgili peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellemin içinde oturduğu kutsal şehir Mekke’ye, üçüncü ayette de adem ve nesline yemin ederek insanın sıkıntı ve meşakkat içinde yaratıldığını beyan etmektedir.
Dördüncü ise ayette İnsanın bir takım merhalelerden
geçirilerek yaratıldığı belirtmektedir. Bunları şöyle sıralamak mümkündür.
a. Anne karnından doğumuna kadar geçirmiş olduğu sıkıntı ve meşakkatler.
b. Doğumundan ölümünden ölümüne kadar girmiş olduğu sıkıntı ve meşakkatler.
c. Ölümünden sonra geçireceği sıkıntı ve meşakkatler.
“ O İnsan, kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor?”(5. Ayet)
Bu ayette belirtilen insan, kendini beğenmiş kibirli ve gururlu bir insandır. Ayetteki soru, kınamak ve hayret ifade etmek için söylenmiştir.
“ İnsan, ben yığın, yığın mal yok etmişim diyor.” (6. Ayet)
Bunu, İnanmayan kendini beğenmiş, kibirli ve gururlu insan Müslümanlara karşı caka satmak üzere gurur ve iftihar ile söylüyor ve gösteriş için harcadığı malları kast ediyor.Bazı rivayetlerde bu sözü kıyamet günü söyleyecektir. Çünkü o yaptığı harcamaların kendisine fayda vermediğini cezasını çekerken anlayacaktır.
“ O kendini hiçbir gören olmadı mı zannediyor?”(7. Ayet)
Bu bir korkutmadır. Bunu söyleyen kişi yalan söylüyor, hiçbir şey sarf etmediği halde bir çok mal yok ettim diye yalan ile övünüyor. Allah onun ne yaptığını, sarf edip etmediğini görmedi mi zannediyor da öyle yalan ile övünüyor.
Şunu bilsin ki, hiç kimse görmediyse Allah onu görmüştür. Söylediğinin aksini yaptığını bilir ve cezasını verir.
“ Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi?”(8,9. Ayetler)
Baksın, göreceklerini görsün diye İki göz verdik. O yaptıklarını görüyor da, onu ve gözleri yaratan ve gözetip duran Allah görmez mi?
Maksadını anlatabilmesi için ona bir dil verdik.
Ağzını açıp kapaması, yemesi,içmesi, konuşması, diğer bir çok özel sözlerinde yararlanması için ona iki dudak verdik.
“Ona iki yolu gösterdik.“ (10. Ayet)
Biri hayır, diğeri şer yolu
Onu ayrıca, akıl ve irade ile donattık.
Bu ayet, İnsan Suresi ndeki“ Biz ona iki yolu gösterdik, ister Şükredici olsun, ister nankör.”(İnsan,,76/3) Ayeti ile aynı anlamda olduğu belirtilmiştir.
Biri hak, biri batıl yolu.
İnsanın görevi ise, kötü yoldan sakınmak. İyi yola tırmanmaktır. İşte bütün yiğitlik, kuvvet, kahramanlık,yükseklik ve mutluluk bundadır ki. Bunu açıklayarak neticeyi anlatmak ve önemini göstermek için buyruluyor ki:
“ Falat o, sarp yokuşa göğüs geremedi. (O sarp yokuşu aşamadı)”(11. ayet)
Burada göğüs germesi gereken bu yoldan maksadın hayır yolu olduğunu anlatılmak için şöyle beyan ediliyor:
“ Bildin mi o Akabe, göğüs gerilmesi büyük bir kahramanlık olan zor yüksek iş, o sarp yokuş nedir?”(12. Ayet )
“Kişi özgürlüğünü sağlamak Veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç açık bir yoksulu doyurmaktır.”(13,14,15,16. Ayetler)
Yüce Allah, insanı akıl, irade, görme, konuşma ve benzeri Yeteneklerle donatmış ve Özgür olarak yaratmış, bu özelliklerle donatılan insanın, kişi özgürlüğünü ve sosyal adaleti gerçekleştirmesini istemiştir.
Fakat insan bugüne kadar, bunları gerçekleştirememiştir.
İnsan kelimesi, cins isim olup tek kişiyi ifade ettiği gibi toplumu da ifade edebilir.
Kısaca özetlemek gerekirse, Anlamını verdiğimiz ayeti kelimelerde, Yüce Allah fert ve toplumdan iki şeyi istemektedir:
1. Fert ve toplumu Özgürleştirmek.
2. Kimsesiz yoksul yetimin, aç ve açık olan fakirin geçim ihtiyaçlarını karşılamak, onları aç ve açık bırakmamak, onlara açlık sınırı üstünde gelir sağlamak .
“ Sonra da iman Edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.”(17. Ayet)
” İşte bunlar, amel defteri, sağlarından verilenlerdir.“(18. Ayet)
“ Ayetlerimizi tanımayanlar ise, onlar işte amel defteri sol tarafından verilenlerdir. Onların üzerlerine bir ateş bastırılıp kapıları kapanacaktır.” (19,20. Ayetler)