Kendisine “kadından korktu dedirtmeyecek” bir politik lider, hem kendisi için hem de toplum için çok tehlikelidir.
Biliriz ki, bu ülkede, kendisine “kadından korktu” dedirtmeyecek erkek kültürü yüzünden geçen yılın ilk dokuz ayında tam 328 kadın öldürülmüştür.
Bu ülkede, kendisine “kadından korktu” dedirtmeyecek erkek kültürü yüzünden son on yılda 250 bine yakın çocuk cinsel istismara uğramıştır.
Bu ülke kendisine “kadından korktu” dedirtmeyecek erkek kültürü yüzünden çocuk istismarında dünya üçüncüsü olmuştur.
Kendisine “kadından korktu” dedirtmeyecek erkekler, sokaklarda, evlerde, işyerlerinde dehşet saçarlar.
Ve anneler hâlâ kendisine “kadından korktu” dedirtmeyecek erkek evlatlar doğururlar.
Bu karanlık döngüyü besleyen ve destekleyenler yüzünden...
Kadınlar yıllar içinde kazandıkları tüm hakları hızla kaybediyorlar.
Toplumdaki eşitlikçi yerlerinden edilip kıyılara, köşelere sürülüyorlar.
Kadınların kafalarını ve kalplerini dış dünyaya kapatmayı marifet sayan eril ve mütecaviz siyaset...
Aklına ve iktidarına mahkûm edilen kadınlığı, zar zor kırılmış kalın kabuklarının içine yeniden hapsetme telaşında.
Çoktan törpülenmiş, ehlileştirilmiş, çağdaşlaştırılmış olması gereken tehlikeli bir yargı, en ilkel haliyle hortlamakta.
Bu toplum, kendisine “kadından korktu” dedirtmeyecek erkek çocuklar yetiştirdiği;
Kendisine “kadından korktu” dedirtmeyecek erkek liderlerin peşine düştüğü sürece...
Kaybeder.
Kadınlarını kaybeder, çocuklarını kaybeder, kendini kaybeder.
Bu kâbus ancak...
Ülkeyi kendisine “kadından korktu” denildiğinde buna gülüp geçecek ve kadınları, tüm insanları sevdiği gibi sevebilecek bir erkek yönettiği gün