beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


FAZLI KAMALI

facebook-paylas
Ölü Ozanlar Derneği,
Tarih: 11-08-2025 10:42:00 Güncelleme: 11-08-2025 10:42:00


Biz hoş olduğu için şiir okuyup yazmıyoruz. İnsan ırkının birer ferdi olduğumuz için şiir okuyup, yazıyoruz. Çünkü insan ırkının içinde coşkular vardır. Tıp, hukuk, ticaret, mühendislik yaşamak için gerekli olan asil mesleklerdir.  AMA ŞİİR  Ancak şiir, güzellik, aşk, sevgi biz bunlar için hayattayız."

 

 

" "Güçlülerin mizanseni devam ederken sen de bir kaç dize katkı yapabilirsin. Sizin dizeniz ne olacak?"

 

Ölü Ozanlar Derneği, 1990 yılında vizyona girerek hem sinema tarihinde hem de kalplerde unutulmaz bir yer edindi. Peter Weir‘in yönetmenliğini, TomSchulman‘ın ise senaristliğini yaptığı filmde Robin WilliamsEthanHawke, Robert SeanLeoanard başrolleri paylaştı.

 

1950’li yıllarda Welton Akademisi‘ne edebiyat öğretmeni olarak gelen John Keating (Robin Williams) okulun, “gelenek, onur, disiplin, mükemmellik” etrafında dönen sıkı ve muhafazakâr düzeninde kaybolan öğrencileriyle şiirler aracılığıyla bir bağ kurdu. Onları “an“larla, yaşam ve edebiyat arasındaki çözülemez düğümle, bir ömrün gerçekten nasıl yaşanılması gerektiğiyle tanıştırdı. Bu sebeple de en çok, “Biz hoş olduğu için şiir okuyup yazmıyoruz. İnsan ırkının birer ferdi olduğumuz için şiir okuyup yazıyoruz. Çünkü insan ırkının içinde coşku vardır.” repliğiyle akıllara kazındı.

 

Biz hoş olduğu için şiir okuyup yazmıyoruz. İnsan ırkının birer ferdi olduğumuz için şiir okuyup, yazıyoruz. Çünkü insan ırkının içinde coşkular vardır. Tıp, hukuk, ticaret, mühendislik yaşamak için gerekli olan asil mesleklerdir.  AMA ŞİİR  Ancak şiir, güzellik, aşk, sevgi biz bunlar için hayattayız."

 

" "Güçlülerin mizanseni devam ederken sen de bir kaç dize katkı yapabilirsin. Sizin dizeniz ne olacak?" Ölü Ozanlar Derneği.

 

“Topla gül goncalarını toplayabiliyorken,
 

Zaman akıp gidiyor:
 

Aynı çiçek sana bugün gülümserken,
 

Yarın solup gidiyor.”

 

John Keating, Oh Captian, My Captian! şiirine yaptığı atıfla ilk dersine etkileyici bir giriş yapmasının ardından, öğrencisi Pitts‘e şiiri okutur. Filmin temelini oluşturan CarpeDiem fikri, bu noktadan itibaren işlenmeye ve Welton Akademisi’ndeki genç zihinlere yayılmaya başlar.

 

Günümüzde zaman kavramı anlaşılırlığını gitgide kaybediyor ve özellikle sosyal medyanın etkisiyle her şeyi saniyeler içinde tüketmeye meyilli hâle geliyoruz. Hayat telaşının ortasında bunu o kadar hızlı ve farkında olmadan yapıyoruz ki, çoğu zaman ne yaşadığımızın bilincinde dahi olmuyoruz. Bir akıntının içinde bir dünya insanla birlikte geçip gidiyoruz.

 

1950'lerin Welton Akademisi ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir yer haline getirmektedir. Fakat yeni İngilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir. Keating öğrencilerine ders kitaplarını yırtıp atmalarını, kalıplaşmış düşünce şekillerinden uzaklaşmalarını ve hayatlarını dolu dolu yaşamalarını öğütlemesiyle okulun statükocu tavrına son derece zıt bir profil çizmektedir. Öğrencilerini şiir ve nitelikli edebi yapıtlarla tanıştıran Keating onların pek çoğu üzerinde derin bir etki yaratır ve onların geleceğe dair hayallerinin şekillenmesini sağlar. Elbette Keating'in yaklaşımının okul yönetimi tarafından farkedilmesi ve üstüne gidilmesi uzun sürmeyecektir. Fakat okul müdürü NolanKeating'i okuldan uzaklaştırma kararı aldığında hayatlarını değiştirdiği öğrencileri Keating'i savunmak için harekete geçerler. 1989'da dört dalda Oscar'a aday olan Ölü Ozanlar Derneği, TomSchulman'a En İyi Senaryo ödülünü getirmişti.

 

Kafka'nın yer altında yaşa­yan hayvanı gibi, kendisine doğru kazılan bir tünelin içindeki bi­linmeyen düşmanı korkuyla bekler. Bizim 'ilk günah'ımız belki de budur: Kapalı sistem yaratıklarının dış dünyaya karşı beslediği korkudur. Yaşama korkusudur.

 

Hayata romantik açıdan yaklaşan ve realist kavrayışı görmezden gelen bir edebiyat hocası ve onun yarattığı girdabın içinde kendilerini bulmaya çalışan bir grup öğrenci anlatılmaktadır. Girdiği dersleri diğer öğretmenlerden farklı metodla işleyen Bay Keating’in ilk derste öğrencilerine “CarpeDiem!” demesiyle olaylar gelişir. Aslında yaşadıkları hayatın onlara ait olmadığını, tutkuların peşinden koşmaları gerektiği ifade edilmektedir kitapta. Kendi hayatında istediğini yapamadıktan sonra yaşamanın bir anlamı yoktur. Bu kitap aynı zamanda anne ve babalara yönelik bir eleştiri içermektedir. Çocuklarını dinlemeli, çocukların sevdikleri ve yatkın oldukları işleri yapmaları için teşvik etmelidirler. Çocukların yapmak istedikleri meslek için ön ayak olmalılar.Ölü Ozanlar Derneği, MUTLAKA İZLEYİN

 

 



Bu yazı 1107 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI