beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


ERHAN YIRCALI

facebook-paylas
ÖMRÜMÜN SONUNA YAKLAŞIRKEN
Tarih: 06-02-2026 13:13:00 Güncelleme: 06-02-2026 13:13:00


Yaşım ilerledi, ömrümün sonuna doğru ilerliyorum. Bunu bir yakınma cümlesi olarak değil, bir kabulleniş olarak söylüyorum. Çünkü insan ancak gerçeği kabullendiğinde hafifliyor. Takvim yaprakları eskisinden hızlı düşüyor sanki. Aynaya baktığımda yüzüm tanıdık ama bir yanıyla yabancı. Atık, zamanın artık “harcanacak” değil, “emanet”  olduğunu fark ediyorum.

 

 

Bu kalan zamanda kendime verdiğim ilk öğüt şunlar; Kimseye kendini ispatlamaya çalışma. Hayat boyunca buna ne çok enerji harcadık. Anlatmaya, açıklamaya, haklı çıkmaya. Oysa yaş aldıkça insan şunu anlıyor: Anlaşılmamak dünyanın en doğal hâli. Seni gerçekten anlayanlar zaten kalıyor, diğerleri için yorulmaya değmiyor. Haklı olmak kalbi rahatlatmıyor, helalleşmek rahatlatıyor.

 

İkinci olarak sessizliği öğrenmek gerekiyor. Gürültüden, bitmeyen tartışmalardan, her şeye yetişme telaşından uzak durmak. Haberler, kavgalar, öfkeler senden daha uzun yaşayacak. Ama sen yaşamayacaksın. O yüzden her söze cevap vermek zorunda değilsin. Bazen susmak, en hikmetli cümle oluyor. İnsanın dili sustuğunda kalbi konuşmaya başlıyor.

 

 

Kalbi yoran yükleri azaltmak bu yaşta en büyük kazanç. Kin, haset, kırgınlık… Hepsi ağır bavullar. Bu yolculukta hafif olmak gerek. Peygamber Efendimizin güçlü insan tarifini hatırlıyorum: Öfkesini yenen insan. Haklı çıkmaktan çok affedebilmeyi seçmek, insanı hem dünyada hem ahirette rahatlatıyor.

 

Dünya ile arama bilinçli bir mesafe koymaya çalışıyorum. Dünya kötü olduğu için değil, geçici olduğu için. Mal da makam da alkış da emanet. Bugün var, yarın yok. Kuran’ın hatırlattığı gibi, bu dünya hayatı bir oyalanmadan ibaret. Asıl kalıcı olan, hangi niyetle yaşadığımız ve kimin rızasını gözettiğimiz.

 

Namazı artık sadece yerine getirilecek bir görev gibi değil, durulacak bir durak gibi görüyorum. Günün ortasında hayatın hızını kesen, insanı kendine getiren bir durak. Secdede insan ne yaşlıdır ne genç; sadece kuldur. Ve kul olduğunu hatırlayan, dünyanın yükünü daha az omuzlar. Allah’a yakın olan, hiçbir şeye gerçekten uzak kalmıyor.

 

Duayı da çoğaltıyorum. Uzun cümleler kurmak gerekmiyor. Bazen içten bir “Ya Rabbi” her şeyi anlatmaya yetiyor. Çünkü O, kalpten geçeni dilden dökülmeden de biliyor. İnsan yaşlandıkça anlıyor ki çözemediği şeyleri Allah’a havale etmek bir kaçış değil, en sahici teslimiyet.

 

İnsan biriktirmekten vazgeçtim, insan seçiyorum. Kalabalık sofralar değil; iki kişilik, derin sohbetler. Yanında yorulmadığım, sustuğumda bile anlaşabildiğim birkaç yüz. Gerisi fazlalık. Gönül yormayan her dost, bu yaşta büyük bir nimet.

 

Kul hakkı meselesi ise içimde en ağır duran başlık. Arkada kırık kalpler bırakmamaya çalışıyorum. Mümkünse helallik alarak, değilse kimseyi bilerek incitmeden yaşamak. Çünkü Allah affeder ama kul hakkı affa bırakılmamış. Bu bilinç, insanın adımlarını daha dikkatli attırıyor.

 

Ölümü düşünmekten de artık kaçmıyorum. Korkutucu bir son olarak değil, bir geçiş olarak bakmaya çalışıyorum. Hazırlıklı olan için ölüm bir bitiş değil, bir kavuşma. Hesabı olan değil, hesabını vermeye çalışan insan korkmuyor.

 

Ömrüm kısaldı belki ama berraklaştı. Daha az istiyor, daha çok şükrediyorum. Daha az konuşup daha çok dinliyorum. Çünkü anladım ki bu dünyada misafiriz. Güzel bir misafirlik ise ardında kırık dökük değil, hoş bir seda bırakmakla mümkün.

 

Kalan zaman az olabilir ama zaman hâlâ benim ve Allah’la yaşanan zaman, ömrün en bereketli zamanı.

 



Bu yazı 6097 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI