Balıkesir’de son yıllarda sık sık aynı cümleyi duyar olduk: “Üniversite şehirle bütünleşemiyor.” Hatta işi daha da ileri götürüp Balıkesir Üniversitesi’ni “yüksek lise” gibi göstermeye çalışanlar, sürekli eleştiren ama çözüm üretmeyen bir çevre de var. Peki, gerçekten ortada büyük bir bütünleşme sorunu mu var, yoksa mesele yanlış yerden mi okunuyor?
Önce şu gerçeği teslim edelim: Balıkesir Üniversitesi, bugün yalnız şehrin değil, bölgenin en önemli bilim ve sağlık merkezlerinden biridir. Tıp Fakültesi beğenilmiyor olabilir; ama ironik biçimde Balıkesir’in yanı sıra çevre illere bile hizmet veriyor. Akademik kadro, kampüs altyapısı, ilçelere yayılmış yüksekokullar… Kıyaslandığında birçok Anadolu üniversitesinden daha güçlü, daha nitelikli ve daha oturmuş bir yapı var ortada. Buna rağmen hâlâ “Bütünleşemiyor” söyleminin gündemde tutulması ne kadar gerçekçi?
Üniversite Halkla Nasıl Bütünleşecek?
Bazı beklentilere bakınca insan ister istemez gülümsemek zorunda kalıyor. Rektör Hoca’nın Çarşamba Pazarını dolaşıp pazarcılarla selfie çekmesi mi bekleniyor? Rektör yardımcıları akşamları mahalle kahvelerinde oturup “Sevgili Balıkesirsililer; ben nanoteknoloji çalışıyorum, size biraz anlatayım” mı diyecek? Yoksa, Daire Başkanları ev ev dolaşıp “Üniversite kahvesi” mi dağıtacak?
Eğer bütünleşme dediğimiz şey buysa, kimse kusura bakmasın, bu bir üniversiteye yapılacak en büyük haksızlıktır. Üniversitenin görevi halkla selfie çekmek değil; eğitim, araştırma, sağlık ve toplumsal katkı üretmektir.
Şehrin halkı ne kadar üniversiteye gidiyor?
Kimler kampüsü gezmiş? Kimler hangi fakülteleri ziyaret etmiş? Kimler “Üniversitenin hangi araştırmalara ihtiyacı var, biz nasıl destek olabiliriz?” diye kapısını çalmış? Eleştiren çok; ama elini taşın altına koyan bir avuç insan ya var ya yok.
Şehirden Üniversiteye Bakış
Beklenti Çok, İlgi Az
Balıkesir Üniversitesi’nin şehirle bütünleşmediğini söyleyenlerin büyük kısmı kampüsün kapısından içeri bile girmemiş. Halkın büyük çoğunluğu üniversiteye yalnızca mezuniyet günlerinde, sınav dönemlerinde ya da hastaneye işi düştüğünde uğruyor. Oysa üniversite dediğimiz yapı; konferanslara, atölyelere, festivallere, bilim fuarlarına, spor etkinliklerine açık bir alan.
Halk gerçekten bu alanlara ilgi gösteriyor mu?
Cevabı hepimiz biliyoruz.
Peki, Üniversite Ne Yapıyor?
Aslında epey şey yapıyor:
* Birçok fakültede halka açık seminerler ve sosyal projeler düzenleniyor.
* Üniversite-halk işbirliğiyle yerel yönetimlere teknik destek sağlanıyor.
* Sağlık alanında şehir için kritik hizmetler veriliyor.
* İlçelerdeki yüksekokullar hem ekonomik hem sosyal canlılık yaratıyor.
* Bazı sanayi kuruluşlarıyla yürütülen projeler, Balıkesir ekonomisine doğrudan katkı sağlıyor.
* Birçok sivil toplum kuruluşu ve hayırsever, üniversiteye bina, burs, laboratuar desteği veriyor.
Ancak bütün bunlar bazılarının işine gelmediği için görmezden geliniyor. Çünkü bazı çevreler için eleştirinin kendisi bir alışkanlık hâline gelmiş durumda: Ne yapılsa memnun olmayan, çözüm üretmeden eleştiren, her gelişmeyi küçümseyen bir koro.
Gerçek Bütünleşme İşbirliği ile Olur, Fotoğrafla Değil
Üniversiteler şehirle; kahve gezerek değil; ortak akıl, ortak proje ve ortak hedeflerle bütünleşir.
* Yerel yönetim üniversitenin kapısını çalmalı.
* İş dünyası bilimsel desteği istemeli.
* Halk üniversitenin etkinliklerine ilgi göstermeli.
* Üniversite de üretimini şehirle paylaşmalı.
Bütünleşme, karşılıklı ilişkidir; tek taraflı beklentiyle olmaz.
Sorun Üniversite Değil, Algı
Balıkesir Üniversitesi bugün Balıkesir’le bütünleşiyor mu?
Evet, hem de sanıldığından daha fazla.
Peki, daha iyi olabilir mi?
Elbette, her kurum gibi gelişmeye açık yönleri var.
Ama üniversiteye haksızlık ederek, onu “yüksek lise” gibi küçümseyerek, olmayan bir krizi varmış gibi sunarak Balıkesir’e de bir katkı sağlanmaz. Asıl mesele beklentilerin gerçekçi olması ve şehirle üniversitenin birbirini anlamasıdır.
Unutmayalım: Üniversitenin şehre ne kattığı kadar, şehrin de üniversiteye ne kattığı önemlidir. Balıkesir de bu dengeyi kurmak zorunda.
Gerçek bütünleşme işte o gün başlayacak.