Sevgili Okurlarım…
Geçen haftaki yazımızda vesayet kurumunun ne olduğuna, hangi hallerde vasi atandığına, kimlerin vasi atanabileceğine, kimlerin vasi olmaktan kaçınabileceğine değinmiştik.
Kısıtlının yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi’ne vasi atanmak üzere başvurulduğunda, hakim vasi adayının menfaatlerinin kısıtlının menfaatleri ile ters düşüp düşmediğine, vasi adayının vasilik yapabilecek kişilerden olup olmadığına, vasi adayının vasiliğine bir engel olup olmadığına dikkat ederek vasi atama kararını verecektir. Vasi, genellikle kısıtlının çocukları, anne-babası veya yakın akrabaları ile yakınları arasından seçilmekteyse de, durum ve koşulların farklı olması halinde tamamen tarafsız ve bağımsız bir kişinin vasi olmasına da karar verilebilecektir. Örneğin kardeşler arasında husumet olduğu, kardeşlerden birinin anneye vasi olması halinde kısıtlı adına yaptığı her işleme diğer kardeşlerce itiraz edildiği, kısıtlı adına yapılan her işlemin tartışma ve husumet konusu edildiği durumlarda hakim kardeşlerden birisi yerine kısıtlı veya taraflarla hiçbir tanışıklığı olmayan, bağımsız ve tarafsız bir kişiyi de kısıtlının yüksek menfaati için vasi olarak atayabilecektir.
Vasi, kendisine vasi olarak atandığı kısıtlı kişinin günlük bakım ve gözetimini özenle sağlamak zorundadır. Özellikle yaşlılık sebebiyle kısıtlanma örneğinden ilerleyecek olursak, vasi kısıtlının günlük alışverişini yapmak, varsa emekli maaşını, yine kirada evi varsa kiralarını ve diğer gelirlerini toplayarak yönetimini yapmak, bu gelirleri Sulh Hukuk Mahkemesinin izni ile kısıtlının harcamaları için kullanmak ve kalanını değerlendirmek üzere yine Sulh Hukuk Mahkemesi’nin belirleyeceği kısıtlı adına açılan banka hesabına yatırmakla yükümlüdür. Kısıtlı adına topladığı ve yine kısıtlının ihtiyaçları için harcadığı tüm paranın hesabını vermek vasiliğin yükümlülüklerindendir. Vasi, vesayet altındaki kişiyi tüm hukuki işlemlerinde temsil etme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Buna göre söz gelimi kısıtlının bir sağlık kurumuna yatırılması gerekiyorsa kurumla ilgili hukuki ve fiili işleri vasi yürütecek, kısıtlı için bir bakıcı veya yardımcı tutulması gerekiyorsa bu kişilerin bulunması ve işe başlama işlemlerinin yapılması, maaşlarının ödenmesi ile vasi ilgilenecektir. Elbette basit günlük işlemler sınırını aşan bu tip işlemlerde yine Sulh Hukuk Mahkemesi’nin izninin alınması gerekmektedir. Kısıtlının tüm hukuki işlemlerinde vasi tarafından temsil edileceği hükmü gereği, aynı şekilde kısıtlının kirada bulunan bir evinde kiracı ile ilgili problem yaşandığında vasi mahkeme izni ile kiracıya yönelik yargısal yollara başvurulabilmesi için kısıtlı adına noterden bir avukata vekaletname verebilecektir. Bazı durumlarda kısıtlının bakımını sağlayacak kişi yabancı uyruklu olabilmekte olup bu durumda da yabancı uyruklu çalışanın çalışma izninin alınabilmesi için yapılacak her türlü başvurunun mahkeme izni ile kısıtlı adına vasi tarafından yapılması, yine vasi tarafından noterde çalışma izni için muvafakat verilmesi mümkündür.
Bahsettiğimiz üzere kısıtlının günlük bakımının parçası olan ilaçlarının alınması, marketten peynir alınması gibi basit günlük işlemler vasi tarafından izne tabi olmaksızın, kısıtlının menfaatini gerektiren ve çalışma izni alınması, avukata vekalet verilmesi, kısıtlıya ait taşınmazların satılması, kısıtlının bir sağlık kurumuna yerleştirilmesi, olağan sınırı aşan yapı işleri vs. gibi olağanın ötesindeki işlemler Sulh Hukuk Mahkemesi izni ile vasi tarafından gerçekleştirilebilecektir. Bunun yanında, kısıtlının evlat edinmesi veya edinilmesi, herhangi bir vatandaşlığa girmesi veya çıkması, bir işletmenin devralınması, ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılması, mirasın kabulü veya reddi ile miras sözleşmesi yapılması, kısıtlı ile vasi arasında sözleşme yapılması ve küçüğün ergin kılınması gibi işlemler için vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin yanında denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin de izninin alınması gerekmektedir.