Sevgili Okurlarım…
Hukukumuzda yargılama esnasında kullanılabilecek deliller belirli olup bu delillerin ileri sürülme zamanı, şekli ve ispat gücü kanunlarla belirlenmiştir. Ceza yargılamasını düzenleyen Ceza Muhakemesi Kanunu’nun gerçeği açığa çıkarmak adına delilleri ileri sürme zamanı, delil olarak kabul edilebilecek unsurlar ve delillerin değerlendirilmesi bakımından hukuk yargılamasını düzenleyen Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na nazaran biraz daha serbesti içinde olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu, delillerin gerek şekli gerekse yargılamada ileri sürülmesi ve değerlendirilmesi bakımından sınırlar koymuş olup hakimde dosyaya kazandırılan delillerin ispat gücünü bu sınırlar dahilinde değerlendirebilecektir. Bu ve devamındaki yazılarımızda ayrı ayrı hukuk yargılamasındaki delillerinispat gücünü inceleyeceğiz.
Hukuk yargılamasında deliler, kesin deliller ve takdiri deliller olarak ikiye ayrılmaktadır. Kesin deliller senet, kesin hüküm ve yemindir. Tanık, bilirkişi incelemesi, keşif, vs. diğer deliller de takdiri delil olarak nazara alınmaktadır. Kesin deliller Mahkeme nezdinde kesin bir kanaat oluşturmakta olup kesin delillerin varlığı halinde hakimin takdir hakkı bulunmamaktadır. Kesin delillerden birisi ile ispatlanan bir olgu artık tartışma konusu olmaktan çıkmaktadır. Takdiri deliller ise hakimi bağlamakta olmayıp hakim bu delillerden faydalanmakla birlikte delilleri değerlendirmekte serbesttir. Tanık beyanı, uzman görüşü, bilirkişi raporu, taraf beyanları, senet hükmünde olmayan fatura, e-posta yazışmaları, makbuz, whatsapp konuşmaları gibi deliller takdiri delillerdir. Genellikle bu delillerden birisinin varlığı iddiayı ispat açısından tek başına yeterli görülmemekte ve yan delillerle desteklenmesi gerekmektedir.
Bahsettiğimiz delilleri tek tek inceleyecek olursak, geçtiğimiz haftalarda da çokça değinmiş olduğumuz için senet ile başlayabiliriz. Kesin delillerden olan senet, bir hukuki işlemin yapıldığını veya bir vakıanın gerçekleştiğini gösteren yazılı belgedir. Kesin delil mahiyetinde bir senetten bahsedilebilmesi için senedin yazılı ve imzalı olması gerekmektedir. Güvenli elektronik imza ile imzalanmış yazılı belgeler de bu anlamda senet sayılmaktadır.
Düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunana kadar kesin delil sayılırlar. Yine imza atamayanların mühür veya parmak basma şeklinde noter huzurunda düzenleme şeklinde düzenletecekleri belgeler de resmi senet hükmünde olacaktır. Okuma yazma bilen fakat imza atamayan kimseler için noter huzurunda onaylama şeklinde düzenletilecek belgeler de aynı niteliğe sahip olacaktır. Mahkeme huzurunda ikrar olunan adi senetler ile Mahkemece inceleme sonucu düzenleyen elinden çıktığına kanaat getirilen adi senetler ise aksi ispat olunana kadar kesin delil kabul edilmektedir.
Taraflardan birisi, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilensenetteki yazıyı veya imzayı inkar edebilecek olup bu iddiasını sahtelik iddiası olarak öne sürmesi gerekmektedir. Bu inkar “bu benim el yazım değil”, “bu imza bana ait” değil vs. şeklinde olabilecektir. Ancak noter tarafından düzenlenen bir belgedeki, örneğin noterde verilmiş bir tahliye taahhütnamesindeki imzanın inkar edilmesi ancak sahtelik iddiası ile mümkündür.Bu inkarın süresi içinde ve açıkça yapılması zorunludur. Süresi içinde ve “bu imza bana ait değildir” “senetteki imzaya itiraz ediyorum” şeklinde açıkça inkarda veya itirazda bulunmayan taraf senet içeriğini ve imzasını kabul etmiş sayılır. Bu durumda imzası inkar edilmeyen adi senet kesin hüküm özelliği kazanır. İmza inkarının olması halinde Mahkemece bilirkişiye yaptırılacak imza incelemesi sonucu imzanın inkar eden tarafa ait çıkması halinde Mahkemece senedin imzasını inkar eden tarafça düzenlenmiş olduğu kabul edilir. Bu durumda da yine adi senet kesin hüküm niteliğine bürünecektir.Bununla birlikte Mahkemece yapılacak inceleme sonucu senedin sahteliğine karar verilmesi halinde bahse konu senet herhangi bir işleme esas alınamayacaktır.
Herkese iyi haftalar dilerim.