Sevgili Okurlarım…
Bir hakka sahip olmakla o hakkı doğru yollarla Mahkemeler nezdinde ileri sürmek ve
yargılama sürecinde doğru adımlarında doğru işlemleri yaparak hakkınızı Mahkeme yoluyla
tespit ettirmek aynı şey değildir. Zira ceza yargılamasında gerçeği aydınlatmak yargılamanın
en önemli amacı olup bu yolla yargılamanın her aşamasında delil bildirmek, tanık dinletmek
veya sair usuli işlemleri yapmak mümkünken, hukuk yargılamasında her işlem sürelere
bağlıdır. Mahkemece verilen kesin sürede yapılması gereken usuli işlemin doğru şekilde
yapılmaması, hakkınızı ileri sürme hakkını kaybetmeniz, dolaysıyla haklı olmanıza rağmen
davanızdan olumlu bir sonuç elde edememeniz sonucunu doğurabilecektir. Bu sebeple,
yargılama sürecinin nasıl işlediği oldukça merak edilmektedir. En çok merak edilen
süreçlerden birisi olarak bugün sizlere iş hukukunda klasik bir yargılama sürecini anlatmak
istiyorum.
Öncelikle, elbette standart yargılama süreci diye bir şey olmayıp, her yargılama
konuya, taraflara, sunulan delillere ve taleplere özel olarak dosya özelinde yürümektedir.
Ancak işçilik alacaklarından kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti talepli bir
örnek dava üzerinden süreci genel hatlarıyla biraz anlatmaya çalışacağım. Bir dava
açıldığında, öncelikle Mahkeme tarafından bir tensip zaptı düzenlenerek bir yerden
istenilmesi gereken bir evrak olup olmadığı, taraflarca yatırılması gereken eksik bir harç ya da
masraf olup olmadığı gibi dava sürecinin genel işleyişini oluşturacak hususlar belirlenir.
Genellikle Mahkemeler tensip zaptı ile işverenden dava açan işçiye ait tüm işyeri özlük
dosyası ile diğer işyeri kayıtlarını Mahkemeye sunmasını da istemektedir. Sonrasında bu
tensip zaptı davacıya, tensip zaptı ile dava dilekçesi ise davalıya tebliğ edilir. Davalı
tarafından kendisine gönderilen dava dilekçesine kaşı dilekçenin kendisine tebliğinden
itibaren iki hafta içinde bir cevap dilekçesi gönderilmesi gerekmektedir. İş hukukunda basit
yargılama usulü hakim olduğu için, cevap dilekçesinin verilmesi ile birlikte dilekçeler
aşaması son bulur. Davacı dava dilekçesi ile, davalı ise cevap dilekçesi ile tüm iddia ve
savunmaları ile delillerini bildirmek zorundadır. Dilekçeler aşamasının tamamlanmasından
sonra kural olarak tarafların yeni bir iddia veya savunma öne sürmesi veya yeni bir delil
bildirmesi mümkün değildir. Dilekçeler aşamasının tamamlanması üzerine Mahkeme bu kez
bir ön inceleme tensip zaptı düzenleyerek belirlenen ön inceleme duruşma gününü taraflara
bildirir. Tüm bu bildirimler, tarafların avukatları varsa avukatlarına, avukatları yoksa bizzat
kendilerine Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ yoluyla yapılmaktadır.
Ön inceleme duruşması, dosyanın ilk duruşması olup bir nevi gidiş yolunun
belirlendiği duruşmadır. Hakim, ön inceleme duruşmasında davacının iddia ve talebi ile
davalının cevabı ile talebini zapta geçirir. Taraflara sulh olabilecekleri hatırlatılarak sulh
olmak isteyip istemedikleri sorulur. Dava şartlarının tam olup olmadığı, davanın süresinde
açılıp açılmadığı gibi usuli konular incelenerek zapta geçirilir. Ön inceleme duruşması esasen
davanın yol haritası gibidir. Bununla birlikte çoğunlukla ön inceleme duruşmasında tahkikat
aşamasına geçilerek taraflara tanık isimlerini bildirmeleri ve sunmadıkları delillerini
sunmaları için süre verilir. Ayrıca araştırılması ve celbedilmesi gereken bir belge varsa
Mahkemece ilgili kurumlara müzekkere yazılmasına karar verilir.
Önemle belirtmemiz gerekir ki, anlattığımız usul genel hatları ile çoğunlukla
uygulanan usul olup yasal olarak zorunlu işlemlerin yapılma şekli ve süresi haricinde diğer
işlemlerin yapılma sırası ve şekli her hakimin kendi yargılama usulüne göre farklılık
gösterebilecektir.
Bu şekilde davanın ilk aşaması bitmiş olup devamını bir sonraki yazımızda anlatıyor
olacağım.
Herkese iyi haftalar dilerim.