Merhaba Sevgili Okurlarım…
Eş olarak, birlikte mutlu olduğunuz, bir hayatı iyisiyle kötüsüyle paylaşacağınız insanı
bulabilmek hayattaki en büyük şanslardan birisidir kuşkusuz.. Ancak aynı zamanda medeni
bir şekilde ve birbirinize olan saygınızı kaybetmeden yollarınızı ayırabileceğiniz insanı
bulmak da en az diğeri kadar önemlidir.
Büyük bir aşkla evlenmiş insanların henüz daha bir yıl bile olmadan veya daha da
kötüsü yıllarını birbirleriyle paylaştıktan sonra boşanma sürecine girip bu süreçte birbirlerine
karşı her türlü kötüniyetli girişimde bulunduklarını, Mahkemeye sundukları dilekçelerde
birbirlerine her türlü iftirayı atıp türlü çeşit karalamalarda bulunduklarını, birbirlerinin canını
yakarak adeta zafer kazanmış edasına büründüklerini maalesef mesleğimiz sebebiyle üzülerek
görüyoruz. Ancak elbette bu durum herkes için geçerli değil. Ne kadar birbirlerine karşı
kalpleri kırık olsa da yaşanmışlıklarına saygılarını korumayı başarmış çiftlerin ofisimize
birlikte gelerek saygı çerçevesinde gereken boşanma işlemlerini yürüttüklerine ve bu süreci
eğer varsa çocukları için en az zararla atlatmak için ellerinden geleni yaptıklarına da tanık
oluyor ve seviniyoruz.
Bahsettiğim şekilde saygı çerçevesinde bir boşanma gerçekleştirerek önüne bakmak ve
hayatına devam etmek isteyen çiftler için kanunumuzun tanıdığı anlaşmalı boşanma imkanı
adeta bir nimet olarak karşımıza çıkıyor. Zira herkesin az çok aşina olduğu bu yolda hem
süreç çekişmeli boşanmalara nazaran çok daha kısa sürüyor, hem de tarafların Mahkeme
nezdinde bir şey ispatlaması gerekmediğinden bu süreç en az manevi zararla atlatılıyor.
Türk Medeni Kanunu’muz “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte
başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden
sarsılmış sayılır.” ifadesine yer vererek anlaşmalı boşanma hakkını yalnızca bir yıldan fazla
sürmüş evliliklere tanıyor. Bunun sebebi ise bir yıldan az süren evliliklerde tarafları bir kez
daha denemeye ve evlilik kurumunu kurtarmaya teşvik etmek istemesi. Bir yıldan az süredir
evli olan çiftlerin anlaşmalı boşanma davası açması halinde ise davanın anlaşmalı boşanma
yönünden kabulü mümkün olmayıp şartları var ise davaya çekişmeli boşanma davası olarak
devam edilebilecektir.
Anlaşmalı boşanma davasının temeli, kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere evlilik
birliğinin temelinden sarsıldığının kabulüne dayanmaktadır. Yani eşler aslında evlilik
birliğinin temelinden sarsıldığını ve evliliklerine devam edemeyeceklerini kabul ederek
boşanma ve boşanmanın eklentileri olan nafaka, mal paylaşımı vs. gibi konularda anlaşmaya
varmaktadır.
Anlaşmalı boşanma davası öncesi çoğunlukla anlaşmalı boşanma protokolü dediğimiz
bir protokol hazırlanmakta ve taraflarca imzalanmaktadır. Sağlıklı bir protokol
hazırlanabilmesi için velayet, nafaka, ileride yapılacak nafaka artışı, velayet kendisine
bırakılmayan ebeveyn ile çocuk arasında şahsi ilişki kurulması, eşler arasında mal paylaşımı,
ziynet eşyaları, ev eşyalarının kimde kalacağı, müşterek çocuğun giderlerine katılma gibi
konuların detaylı şekilde protokolde yer alması ve taraflarca bu hususlarda mutabık kalınması
gerekmektedir. Hukukumuzda eşler tarafından başka bir mal rejimi kabul edilmedikçe yasal
mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Edinilmiş mallara katılma rejimi
gereği, en basit anlatımla eşler evlilikten sonra karşılığı verilerek veya çalışma sonucu
edinilen mallar üzerinde yarı yarıya hak sahibi olmaktadır. Ancak anlaşmalı boşanma
protokolü ile bunun aksine düzenleme yapmak, tüm mal varlığını eşlerden birisine bırakmak,
malların satılarak parasının paylaşılmasına karar vermek vs. gibi alternatif çözümler
benimsemek mümkündür.
Tarafların düzenleyerek imzaladıkları bu protokolün Mahkemeye sunulması ve hakim
tarafından da kabul edilmesi gerekmektedir. Hakim protokol maddelerini uygun bulmaması
halinde özellikle mali ve müşterek çocukların menfaatini ilgilendiren konularda taraflara
tavsiyede bulunabilir. Hakimin tavsiyesi taraflarca kabul edilirse anlaşmalı boşanma yeni
şartlarla gerçekleşir.
Anlaşmalı boşanma davasının kabul edilebilmesinin bir diğer şartı, eşlerin birlikte
başvurmuş olması veya eşlerden biri tarafından açılan davanın diğer tarafça kabul edilmesidir.
Bu durumda taraflar protokolü imzalamış olsalar dahi yine de tarafların her ikisi de
duruşmada hazır bulunarak boşanmayı ve protokolün şartlarını kabul ettiklerini hakim
huzurunda beyan etmek zorundadır. Çekişmeli boşanma davasında taraflar duruşmalara hiç
gelmeyerek vekillerinin duruşmaları takip etmesi ile boşanabilecekken anlaşmalı boşanma
için bu mümkün değildir.
Anlaşmalı boşanma kararı verildikten sonra Mahkemece gerekçeli kararın yazılması
beklenir. Tarafların gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren 2 hafta içinde karara
karşı istinaf kanun yoluna başvurma hakları bulunmaktadır. Tarafların bu süre zarfında istinaf
kanun yoluna başvurmaması halinde boşanma kararı kesinleşecek ve Mahkemece Nüfus
Müdürlüğü’ne boşanmanın kesinleştiğine yönelik bildirimde bulunulacaktır.
Anlaşmalı boşanma davası tarafların yerleşim yerinde açılmak zorunda olmayıp
Türkiye’nin her yerinde açılabilecektir. Görevli Mahkeme ise Aile Mahkemesi, Aile
Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Anlaşmalı boşanma için avukattan yardım almanın zorunlu olup olmadığı sık sık
sorulan sorulardandır. Eşlerin bizzat Mahkemeye başvurarak anlaşmalı olarak boşanması
elbette mümkündür. Ancak bu davada duruşmaya katılmaktan ziyade en önemli olan husus
anlaşmalı boşanma protokolünün doğru hazırlanmasıdır. Zira protokolde devri kararlaştırılan
ortak malların boşanma sonrasındaki tapu devirleri, ortak mallardan alınacak kiraların
düzenlenmesi, müşterek çocukların ileride büyüyeceği ve farklı sorunların ortaya çıkacağı vb.
durumlar öngörülerek düzenlenecek protokolün yalnızca bugünü değil, gelecekte doğması
muhtemel sorunları da içine alacak şekilde hazırlanması gerekmektedir. Bu noktada bir
avukattan yardım almak ileride çıkacak sorunların büyük ölçüde önüne geçecektir.
Şunu da belirtmek gerekir ki, çekişmeli olarak açılan bir boşanma davasında tarafların
dava sürecinde anlaşması halinde karar kesinleşene kadar davanın anlaşmalı boşanma
davasına dönüştürülmesi mümkündür.
Her ne kadar taraflar bazen yaşadıklarını unutamasa ve karşı taraftan tazminat almak
vs. gerekçelerle ne olursa olsun çekişmeli davaya devam etmek istese de, uzun yargı
süreçlerinde geçen vaktin telafisi bulunmadığı unutulmamalıdır. Bu yüzden bazen
kızgınlıkları bir kenara bırakarak anlaşma yolunu tercih etmek, her şeyi geride bırakıp hayata
devam edebilmek veya yeni bir hayat kurabilmek için en iyi yol olabilmektedir. Haftaya görüşmek üzere..Mutlulukla, adaletle kalın..