Sevgili Okurlarım;
Mahkeme nezdinde hak aramak herkese tanınmış bir hak olup her vatandaş Mahkemeler nezdinde dava açma ve alacaklı olduğu kişilere karşı icra takibi başlatma hakkına sahiptir. Ancak, yargıya başvurma hakkı her ne kadar herkesin ulaşılabileceği bir hak ise de, mahkemelerin de işleyişini tamamlayabilmesi için dava açma, icra takibi açma ve çeşitli hukuki yollara başvurma süreçlerinde daha sonradan haksız çıkan taraftan alınmak üzere yargılama harç ve giderleri talep edilmektedir. Dava harcı hazine tarafından tahsil edilmekte olup bunun dışında bir dava dosyasında tebligat giderleri, bilirkişi ücretleri, keşif avansları gibi mecburi giderler bulunmaktadır. Bununla birlikte ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir gibi bazı talepler, ileride bu talebin haksız olduğunun anlaşılması halinde bu tedbirin uygulanması ile zarar gören tarafın zararını karşılamak adına teminat şartına bağlanmıştır. Belirttiğiniz gibi bu harç ve yargılama giderleri davanın açılması esnasında davacı taraftan alınmakta olup davanın sonuçlanmasında haksız çıkan taraftan tahsil edilmektedir. Ancak günümüzde yargı harçları ödenemeyecek rakamlara ulaşabilmektedir. Özellikle taşınmaz bedeli üzerinden nispi oranda harç alınan tapu iptali ve tescil davalarında ödenmesi gereken harçlar kişiler üzerinde yargıya başvurma hususunda caydırıcı etki yaratabilmektedir. Bu durum da kişileri hakkı olduğunu bilmesine rağmen dava açma yoluna başvurmaktan alıkoymaktadır. Ancak sosyal devlet olmamızın gereği olarak kanunumuzda adli yardım imkanı tanınmıştır.Adli yardım, yargı giderlerini ödeyemeyecek durumda olan kişiler için yargı giderlerinden geçici bir muafiyet sağlayan hukuki bir düzenlemedir.
Adli yardımdan yararlanmak isteyen kişilerin, asıl davanın görüleceği mahkemeden veya icra dairesinden adli yardım talebinde bulunarak adli yardım taleplerinin ekine yargı giderlerini ödemeye yeter maddi durumları olmadığını belgeleyen ispat vasıtalarını eklemeleri gerekmektedir. Eski tarihlerde adli yardım taleplerinin kabulü için muhtarlıklardan alınacak fakirlik belgesi aranırken, mevcut durumda bu şart aranmamakta olup, kişinin mahkeme nezdinde finansal durumunun yargı giderlerini ödemeye yeterli olmadığı hususunda kanaat oluşturması yeterli görülmektedir. Mahkemece kişinin adli yardım talebinin kabul edilmesi halinde kişi yargı giderlerinden muaf olarak davasını ikame edebilecek, ancak davada haksız çıkması durumunda yargı giderleri yine kendisine yüklenecektir. Bu anlamda yukarıda da belirttiğimiz gibi adli yardım kişileri yargı giderlerinden tamamen muaf tutan bir uygulama olmayıp geçici bir muafiyet sağlamaktadır.
Adli yardım talebi, kanun yollarına başvuru halinde de mümkün olup istinaf veya temyiz kanun yolu harçlarından muaf tutulmayı talep eden kişinin Bölge Adiye Mahkemesi veya Yargıtay’ın ilgili dairelerine adli yardım talebini sunması gerekmektedir.
Mahkeme yaptığı inceleme neticesinde adli yardım talep eden kişinin maddi olarak zor durumda kalmadan yargı giderlerini ödeyemeyeceği hususunda bir kanaate varamazsa adli yardım talebinin reddine karar verebilir. Bu durumda adli yardım talebinin reddine yönelik verilen kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemede itiraz yoluna başvurulabilir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Ancak adli yardım talebinin reddedilse dahi yargılama sürerken kişiler maddi güçlerinde yargı giderlerini ödeyemeyecek derecede azalma meydana geldiğini öne sürerek yeniden adli yardım talebinde bulunabilecektir.