Yıllar önce, seksenli yıllarda Afyon’da çalıştığım günlerde, her hafta aynı yolculuğu yapardım. Afyon’dan Kütahya’ya trenle gelir, oradan da Ankara İzmir hattındaki trene aktarma yaparak Balıkesir’e geçerdim. O bölgenin kış soğuğunu anlatmaya gerek yok; iliklere işleyen, insanın yüzünü yakan bir soğuktur. Eğer tren rötar yapmazsa, Kütahya’dan saat 23.00 de kalkan tren, sabaha karşı 04.45 gibi Balıkesir’e varırdı.
İstasyondan eve yürüdüğüm yolun üzerinde, Yırcalı Un Fabrikası ile Mortaş’ın karşısındaki boş alanda seyyar köfte satan biri dururdu. Ne soğuk, ne geç saat onun için meseleydi; tezgâhı hep oradaydı. Üstelik müşterisi de olurdu.
Bir sabah yine o soğuk tren yolculuğunun ardından Balıkesir’e geldim. Eve doğru yürürken aynı noktaya yaklaştığımda bir horlama sesi duydum. Etrafıma baktım, birini göremedim. Ocak ayının dondurucu bir gecesinde bu horlama kime aitti? Haftalardır gelip gittiğim bu yolda ilk kez böyle bir şeyle karşılaşıyordum.
Bir başka gelişimde aynı horlama sesini yeniden duyunca bu kez dikkatlice sağa sola baktım. Sesin seyyar köftecisinin arabasından geldiğini fark ettim. Yaklaştığımda gördüğüm manzara içimi burktu. Köfteci, arabasının altına kıvrılmış, üzerine yalnızca eski bir battaniye almış, buz gibi havada uyuyordu. Battaniye o soğuğu nasıl kesecek? Nasıl rahat uyuyacaktı ki?
Ertesi gün yanına gittim. Biraz sohbet ettik. Ailesi olmadığını, tek başına yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. Huzurevine gider misin? Dedim. “Orada duramayacağını” söyledi. Buna rağmen, gitmek yardımcı olabileceğimi söyleyerek yanından ayrıldım.
Bir sonraki hafta geldiğimde arabasını yerinde göremedim. Merak ve endişeyle sabah erkenden oraya gittim. Sorduğumda aldığım cevap yüreğime bir taş gibi oturdu: Köfteci abi, o soğuk gecede, arabasının içinde donarak ölmüştü.
Çok üzülmüştüm ve o günden sonra hayatın göremediğimiz ne kadar ağır yükler barındırdığını daha iyi anladım. Her gün yanından geçtiğimiz insanların hangi fırtınalarla mücadele ettiğini bilemiyoruz. Kimi için sıradan bir köfte tezgâhı olan şey, bir başkasının bütün hayatı, tabutu olabiliyor.
Ne hayatlar var etrafımızda, bilmediğimiz, görmediğimiz. Herkes kendi derdini yaşıyor, kendi mücadelesini veriyor.
Allah rahmet eylesin.