beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


ERHAN YIRCALI

facebook-paylas
FİNAL
Tarih: 21-07-2023 11:34:00 Güncelleme: 21-07-2023 11:34:00


Yıllar önce, Seattle’de düzenlenen Engelliler Olimpiyatında sıra 100 metre finallerine gelir. Finale kalan dokuz yarışmacıdan her biri ya fiziksel ya da zihinsel engellidir.
Yarışmacılar, başlama çizgisindeki yerlerini alılar ve başlama işareti verilir verilmez var güçleriyle ileri atılırlar. Hiçbiri, atletizm yarışmalarında görmeye alışık olduğumuz türden bir hamle gerçekleştiremez elbette; ama hepsinin bu yarışı kazanmaya istekli ve yapabildikleri en iyi koşuyu yapmaya çalıştıklarını fark etmemek mümkün değildir. Ama içlerinden biri hariç! O, daha ilk birkaç metrede tökezleyip yere yuvarlanır, dengesini koruyamadığı için yerde iki kere takla atar, sonra da oturup, hüngür hüngür ağlamaya başlar. O kadar yüksek sesle ağlar ki, öndeki sekiz yarışmacı da onun hıçkırıklarını işitip önce yavaşlar, sonra başlarını geriye çevirir ve bitiş çizgisine doğru koşmayı bırakıp yerdeki bu gencin yardımına koşar. Yanına geldiklerinde içlerinden Down Sendromlu küçük kız eğilir, gözyaşları içinde yerde oturan bu genci öper, elinden tutup onu kaldırmaya çalışır. Diğerleri de yardımcı olurlar. Sonra, dokuz yarışmacı el ele tutuşup bitiş çizgisine doğru beraberce koşmaya başlarlar.
Yarış pistindeki bu tablo karşısında bütün stadyum ayağa kalkar. Seyirciler duygu seli içerisinde, gözyaşları ile dokuz yarışmacıyı da ayakta alkışlarlar. Alkışlar yarışmacılar el ele bitiş çizgisini geçtikten sonra da devam eder.
O gün o stadyumda bulunanlar, hayatları boyu unutamayacakları bir şey öğrenmişlerdir: Hayatta gerçekten değerli olan, hep bizlere empoze edilen kazanıp birinci olmak değildir. Kazanmak, ancak başkalarının da elinden tutarak, onları da bitiş çizgisine taşıyarak kazanıldığında değerlidir. Bu, bizi tek başımıza yapacağımız kazanma koşusuna göre bir derece yavaşlatsa, hatta yürüdüğümüz istikameti bir parça değiştirmemizi gerekli kılsa bile...
Halı
Cuma namazındaydık. Sağ tarafımda yaşlı bir adam, onun sağında ise tek kişilik boş yer vardı. Yaşlı adam, farza kalkarken arkaya döndü ve boşluğun gerisinde duran onüç onbeş yaşlarında gence:
- Safı doldur evlad, dedi. Gel yanıma.
Çocuk mahcup bir ifadeyle:
- Mümkünse burada kılmak istiyorum, diye kekeledi. Oraya başkası geçebilir.
Yaşlı adam, çocuğun üzerinde bulunduğu uzun tüylü yeşil halıyı göstererek:
- Ne o, dedi. Yoksa orası daha yumuşak diye mi gelmiyorsun?
Ve öfkeyle devam etti:
- Anne kuzusu, ne olacak?
Namaz bittiğinde, yaşlı adamın Cumasını tebrik ettim. Arkadaki genç de gelerek onun elini öptü. Adam söylediklerinden çoktan pişman olmuştu. Delikanlının nurlu yanaklarını okşarken:

- Sana anne kuzusu dediğim için kusura bakma yavrum, dedi. Ağzımdan kaçtı işte?
Çocuğun gözleri dolu doluydu. Başını yere eğerken:
- Söylediklerinizde haklısınız efendim, dedi. Üzerinde namaz kılmak için ısrar ettiğim halı, vefat ettiğinde annemin tabutuna örtülmüştü. Orada secdeye kapandığımda, sanki beni kucaklamış gibi oluyor da?



Bu yazı 3697 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI