Sıcaklık dalgaları (yani uzun süreli aşırı sıcaklıklar) atmosferde yüksek basınç birikmesinden kaynaklanıyor. Bu basınç, altındaki havayı sıkıştırıp ısıtıyor. Hava alçalırken, daha soğuk, hızlı hareket eden hava akımlarını da dışarı itiyor. Küresel ortalama sıcaklıktaki mevcut artış, önceki değişikliklerden daha hızlıdır ve esas olarak insanların fosil yakıtları yakmasından kaynaklanmaktadır. Fosil yakıt kullanımı, ormansızlaşma ve bazı tarımsal ve endüstriyel uygulamalar, başta karbondioksit ve metan olmak üzere sera gazlarını artırmaktadır. Yüksek sıcaklıklar, vücudun daha fazla su kaybetmesine neden olur ve bu da dehidrasyona yol açabilir. Dehidrasyon, baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik ve hatta bilinç kaybına neden olabilir.
Ayrıca, sıcak hava dalgaları, kalp krizi ve inme (felç) gibi daha ciddi sağlık sorunlarına da yol açabilir. Özellikle yazın, hava alçalırken, daha soğuk, hızlı hareket eden hava akımlarını da dışarı itiyor. Bunun sonucunda toprak, kum, beton ve asfalttan oluşan zemin Güneş ışığında kavruluyor. Yazın günlerin uzun sürmesi nedeniyle ısı enerjisi hızla birikiyor ve sıcaklıklar yükseliyor.
Mevsimlere ve günün saatlerine göre sıcaklık değişir. Bunun sebebi ışınların geliş açısının farklılığıdır. Dik açı ile gelen ışınlar daha kısa yoldan ve daha az absorbsiyona uğrayarak gelir, dolayısıyla enerji yüksektir. Yaz mevsimi ve günün öğle saatlerinin daha sıcak olmasının sebebi budur.
Sıcak Havalarda Vücudumuz Nasıl Tepki Verir?
Vücudumuz fonksiyonlarını düzgün yürütebilmek için belli bir ısı aralığında çalışmak zorundadır. Bu nedenle çevre ile etkileşip, ısı alarak veya ısı kaybederek dengesini sağlamaya çalışır. Vücut sıcaklığını düşürmek için kullanılan en etkin yol "Radyasyon Yolu" diye adlandırılan, ısıyı havaya vererek vücut sıcaklığının azaltılmasıdır. Bu yol ısı kaybımızın %65’ini sağlar. Sıcaklık arttığında, vücuttan havaya ısı transferi zorlaşır ve vücut ısımız artar. Sıcak çarpması en çok güneş ışınlarının dik geldiği, günün en sıcak saatlerinde olur. Terleme mekanizması iyi olmadığından çocuklar, vücut destek rezervleri azaldığından ve ek hastalık görülme sıklığı arttığından yaşlılar risk grubundadır.
Sıcaklardan korunmak ve güneş çarpmasını engellemek için alınacak önlemler şunlardır:
Mevsime uygun ince ve açık renkli giysiler giyilmeli, sentetik kıyafetlerden kaçınılmalıdır. Mümkün oldukça pamuklu giysiler tercih edilmelidir.
Günlük sıvı tüketimi 1,5- 2 lt üzerinde olmalı, sıcaklık arttıkça sıvı tüketimi de arttırılmalıdır. İçecek olarak mümkün oldukça su tercih edilmelidir.
Meyve ve sebze ağırlıklı bir beslenme programı uygulanmalıdır. Bir öğünde çok yenilmemeli, ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Mümkün olduğunca alkol tüketilmemelidir.
Günün sıcak saatlerinde dışarı çıkılmamalı, serin ve gölge ortamlar tercih edilmelidir.
Kapalı mekânlar ve iş yerlerin de ortam ve pencereler hava akımına izin verecek şekilde düzenlenmelidir. Isı üreten elektrikli cihazlar daha az kullanılmalı, kullanılmadıkları zaman fişleri çekilmelidir.
Klimaların son yıllarda kullanımı artmıştır. Doğru kullanıldığında kapalı mekânlarda sıcaklıkla mücadelede en etkili yöntemdir. Klimalar temiz tutulmalı filtre ve iç temizlikleri periyodik olarak yapılmalıdır. Hava akım yönü, direkt üzerimize gelmeyecek şekilde ayarlanmalıdır. Aşırı düşük ısılarda çalıştırılması sakıncalıdır. Klimalar temiz olmadığın da veya filtreleri iyi temizlenmediğinde, mikrobik ve alerjik hastalıklara neden olabilirler. Aşırı düşük ısıda ve direkt üzerimize gelecek şekilde çalıştırılmaları ise kas spazmları, vücut ağrıları gibi yakınmalara neden olabilir.
Kronik hastalar ilaçlarını düzgün kullanmalı ve sıcaktan etkilenme olasılığı yüksek hastalar doktorlarına başvurarak, alınacak önlemler ve ilaç tedavilerini düzenlenmesi konusunda gerekli tavsiyeleri almalıdırlar.
Çocuk, yaşlı ve hamileler iyi gözlenmelidir. Bu gruptakilerin kolayca ve ağır sıcak çarpmasına maruz kalabilecekleri unutulmamalıdır. Örneğin sıcak havada sıcak bir otomobilde bir çocuğu kısa bir süre yalnız bırakmak bile kötü sonuçlar doğurabilir.