Balıkesir’in her ilçesi bir kelimeyle tarih anlatıyor; kimi suyun sesini, kimi rüzgârın yönünü, kimi bereketi fısıldıyor.
Ama içlerinde biri var ki hem adıyla hem ruhuyla —bir adım öne çıkıyor: Gömeç.
Her ilin bir hikâyesi vardır. Ama Balıkesir’in hikâyesi, haritalarda değil; kelimelerin içinde gizlidir. Bu topraklarda yalnızca insanlar değil, isimler de yaşar. Her ilçenin adı, kendi toprağının, suyunun, rüzgârının bir hatırasını taşır.
Balıkesir adının kökeni konusunda çeşitli görüşler vardır. En çok kabul göreni, “Balık-Hisar”, yani “Kale Şehri” anlamındaki eski bir tanımdan türediğidir. “Balık” kelimesi burada “şehir, kale” anlamına gelir; dolayısıyla Balıkesir, “güçlü kale” anlamına gelir.
Ayvalık, Cumhuriyet’le birlikte ilçe olmuş, belediyesi 1923 yılında kurulmuştur. Adının yabani ayva anlamına gelen “ayvada”dan, bir midye türü olan beyaz midyeye verilen addan ya da Midilli Adası’ndaki “Kydonie” köyünden esinlenerek konulduğu kayıtlarda belirtilir. Hangisi olursa olsun, Ayvalık, denizle doğanın, kültürle tarihin iç içe geçtiği bir ad olarak dillerde yer etmiştir.
Bandırma, antik çağda Panormos olarak anılırdı; Yunanca “korunaklı liman” demektir. O günden bugüne değişen sadece harflerdir; anlamı hâlâ aynı: güvenli, sığınak bir liman kenti.
Edremit, eski adıyla Adramytteion. Lidya Kralı Alyattes’in kardeşi Adramys’ten geldiği söylenir. Binlerce yıldır zeytin kokusuyla tarihin iç içe geçtiği bir vadide yaşam sürer.
Erdek, antik çağın Artake ya da Arteke yerleşimidir. Marmara Denizi’nin kıyısında, denizle iç içe bir tarihin adını taşır.
Bigadiç, antik dönemde Pegadia adıyla anılmıştır. Yunanca “pınarlar” anlamına gelir. Gerçekten de ilçenin her köşesinden su kaynakları fışkırır; adı tam da doğasını anlatır.
Gönen, adını sıcak ve şifalı sularından alır. Eski Türkçede “gönmek” kelimesi “ılık olmak” anlamındadır. Kaplıcalarıyla tanınan bu yerleşim, adını tam anlamıyla yaşatır.
Manyas, kökeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, antik “Manias” yerleşimiyle ya da yörede yaşamış Manyas adlı bir Türkmen beyle ilişkilendirilir. Gölüyle, kuşlarıyla ve sessizliğiyle tanınır.
Havran, Arapça kökenli bir kelimedir; “sulu, akarsulu yer” anlamına gelir. İlçe, adını olduğu gibi yaşatan dereleriyle ünlüdür.
Kepsut, eski kaynaklarda Kepsidya olarak geçer. İsminin “su yatağı” ya da “dere yatağı” anlamını taşıdığı düşünülür. Verimli toprakları, bu ismin rastgele seçilmediğini gösterir.
Sındırgı, eski Türkçe’de “sınır” kökünden gelir. Antik çağda çeşitli kavimlerin sınır hattında yer aldığı için bu ad verilmiştir. Zamanla halk dilinde bugünkü hâlini almıştır.
Marmara Adası, adını mermerinden alır. Yunanca “marmaros” kelimesi “mermer” demektir. Adadaki beyaz taşlar, ismine ilham vermiştir.
Altıeylül, adını Balıkesir’in kurtuluş günü olan 6 Eylül 1922’den alır.
Karesi ise Balıkesir’in Osmanlı öncesi beyliklerinden biri olan Karesi Beyliği’nin adını taşır; şehrin tarihsel kimliğinin özüdür.
Ama bütün bu isimlerin arasında biri vardır ki, hem anlamı hem hikayesi ile bir adım öne çıkar: Gömeç.Gömeç’in adı, halk arasında “bal peteği” anlamına gelir. Eskiden yörede o kadar çok arı kovanı varmış ki, dağlar bal kokarmış. İnsanlar, doğanın bereketini yansıtan bu ismi yerleşimlerine vermiş: Gömeç bal peteği gibi dolu, bereketli bir yer.
Ama Gömeç’in hikayesi sadece birkaç yüzyıllık değildir.
Bu küçük kıyı kasabasının toprağında binlerce yılın izi var. En eski adı Passawanda, ardından Kisthene olmuş. Antik çağ kayıtlarında Kisthene, Edremit Körfezi’nin kuzey kıyısında, küçük ama canlı bir yerleşim olarak geçer. Bugün sahilde yürürken, o eski limanın taşlarına dokunmak hâlâ mümkündür.
Gömeç’in çevresinde höyükler, eski köy kalıntıları ve sessiz arkeolojik alanlar uzanır. Kızçiftliği Höyüğü’nde yapılan kazılarda Tunç Çağı’na kadar uzanan seramik parçaları bulunmuştur. Yani burası yalnızca denizle değil, tarihle de çevrili bir yerdir.
Osmanlı döneminde Gömeç, Armutova adıyla anılırdı. 20. yüzyılın ortalarında bugünkü adını almış. İlk yerleşim yeri biraz batıda, “Balıbahçe” adıyla bilinen bir mevkiymiş. Zamanla insanlar suya ve ovaya daha yakın, bugünkü yere taşınmış. Gömeç böylece tarih boyunca hep üretken, bereketli ve yaşanılır bir yer olmuştur.
Bugün baktığınızda Gömeç hâlâ aynı dinginliği taşır. Edremit Körfezi’nin en sakin kıyılarından biri, zeytinliklerin arasında kurulmuş bir huzur köşesi. Sabahları denizden esen yel, akşamları zeytin dallarına sarı bir ışık bırakır. Balıkçı tekneleri yavaşça limana dönerken, denizin sesi sokakların sessizliğine karışır.
Gömeç, sadece bir ilçe değil; bir ruh hâlidir.
Zeytin kokusuyla, denizin mavisiyle, insanının yumuşak sesiyle bir bütündür.
Balıkesir’in bütün ilçeleri geçmişten bir kelime taşır, ama Gömeç, adının anlamını hâlâ yaşatan ender yerlerden biridir.
Bal peteği gibi dolu, ama hiçbir köşesi gürültüyle değil; doğanın kendi sesiyle doludur ve belki de bu yüzden, Edremit Körfezi’ne bakan her insan, o sükûnetin ortasında kendi sessizliğini bulur.