Aşk, sadece duygusal değil aynı zamanda fizyolojik bir süreçtir. Sigmund Freud; aşkı, “Anneden ayrışmanın yarattığı boşluktan önceki bir olma evresinin yeniden inşası” olarak tanımlar
Aşık olan kişinin davranışlarında değişiklikler ortaya çıkar. Bu değişiklikleri de fizyolojik süreçler belirler. Aşk, insan beyni için bir çeşit haz kaynağıdır. Bu sistem, ödül ile yakından ilişkili dopamin (DA) salınımı ile aktive olur, haz ve keyif alır.
Sevginin bir üst noktası olan aşk, aşırı ilgi ve bağımlılık olarak da tanımlanabilir. Ayrıca aşkın pek çok farklı çeşidi olduğu da artık bilinen bir gerçektir. Örnekle açıklamak gerekirse tasavvuf edebiyatında ve divan şiirinde sık sık adı geçen aşk, ilahi aşk anlamına gelir.
Aşkın Ömrü!
Aşkın ömrü üzerinde uzun süreden beri tartışmalar devam ediyor. Ancak bilinen gerçek şu ki, tutkulu aşk zaman içinde azalır. Aşık olma süreci, biyolojik ve kimyasal değişimlerle başlar. Beyindeki dopamin, serotonin ve oksitosin gibi kimyasal maddelerin salınımın da artışlar görülür. Bu kimyasal reaksiyonlar, aşkın temel biyolojik temellerini oluşturur.Aşk, insan hayatının temel dinamiklerinden biridir ve pek çok kişi hayatlarında birçok farklı aşk deneyimi yaşar. Ancak bilim dünyası, insanların kaç kez aşık olabileceği konusunda ilginç araştırmalara sahiptir. İnsan ilişkileri uzmanı Kate Ross'a göre ise yaşamda yalnızca üç kez aşık olabiliyoruz. Oldukça ilginç değil mi?
Psikologlara göre, “aşk hem normal hem de patolojik olmaktır, yaratıcı ve yıkıcıdır. ” Aşk bir tanıma sığdırılamayacak kadar benzersiz ve her birey için farklı anlam taşır. Aşk bir bakıma kendimiz, bulmaktır diyebiliriz.
Sevgi her zaman kalbin bir işlevi olarak görüldü ancak bilim insanları, sevginin beynin işi olduğunu iddia ediyor.
Aşık olduğumuzda karşımızdaki kişiye karşı toleransımız öyle çok artar ki, hatalarını görmemeye başlarız ve onunla ilgili eleştirilere kapalı hale geliriz. Buna bağlı olarak da etrafımızdaki diğer insanlara karşı toleransımız azalır. O ne diyorsa doğrudur, yaptığı her şey normaldir. Yani bir anlamda aşkın gözü kör’dür.
Aşkın ortaya çıkış şekli genel olarak kimyasal tepkimeler ve beyin tarafından kontrol edilen hormonlarla ilgili. Ama tabii ki bunun bir duygu olmadığını söylemeye hiçbirimizin hakkı yok.